adscode

Çocuk Olmak Onların da Hakkı!

"Afrika'da bir anne çocuklarına 'tabağında bir şey kalmasın' diye bağırana kadar dünyanın bütün tabaklarını kırmak istiyorum."

damlaaktan@gmail.com




20 Kasım… Dünya Çocuk Hakları Günü…

Bugün güzel ülkemde, hala çocuk olamadan anne olan 40.000 çocuk gelinimiz, açlık sınırında yaşayan ve köprü altlarında uyuyan, soğuk kış akşamları etrafında toplandığı ateşten hayaller kurmayı oyun bilerek büyüyen çocuklarımız var. Ateşi sıcak anne kucağı, tütünü baba şevkati yerine koyan çocuklar.

Kim olduğunu bilmeden, kendini tanıyamadan, soğuk kış rüzgarları, yağmur suları, sokak gürültüleri arasında büyümek zorunda kalan çocuklar. Dünyayı, başka bir rengiyle tanımak zorunda kalan çocuklar.

Kaderi değil, ailesi yüzünden bu yaşama itilmek zorunda kalan çocuklar… Bizim çocuklarımız…

Hitler’in ya da Mustafa Kemal’in de bir zamanlar bir çocuk olduğunu düşündüğünüzde, bir çocuğun dünyayı nasıl değiştirebileceğini de fark edersiniz.

Onlar, içlerinde bu potansiyelle doğan, ama kendi potansiyellerinin farkına varamadan, hayallerini hayatın eline bırakmak zorunda kalan, nasıl para kazanabileceğini öğrenemeden, hayata bedel ödemek zorunda kalan çocuklar…

Erişkinlerden farklı fiziksel, fizyolojik, davranışsal ve psikolojik özellikleri olan çocukların bakımının bir toplum sorunu olduğu ve bilimsel yaklaşımlarla herkesin bu sorumluluğu yüklenmesi gerektiği düşüncesi,Cenevre Çocuk Hakları Bildirisi ile şekillenmiştir ve 20 Kasım 1989’da 193 ülke tarafından imzalanan Dünya Çocuk Hakları Sözleşmesi ile uluslararası hale gelmiştir.

Çocuklar, başta sağlıklı yaşam ve eğitim hakkı olmak üzere, nüfus kütüğüne kaydolma, isim, vatandaşlık ve mümkün olduğu ölçüde anne-babasını bilme ve onlar tarafından bakılma hakkna sahiptirler.

Marifet, kaç çocuk yaptığınız değil, nasıl bir çocuk yetiştirdiğinizdir. Bunuysa ancak, o çocuk toplum içine çıktığında, kabuğundan sıyrılıp, gerçek hayata adım attığında anlarsınız…

Mutlu büyümüş bir çocuk, mutlu etmeyi bilen bir çocuktur. Kavganın yerine sevgiyi, paranın yerine mutluluğu, acının yerine şevkati koymayı, ve tüm bunları kalbinde hissetmeyi öğrenerek büyümüş çocuktur.

İyi yetişmiş bir çocuk, düşene el uzatmayı becerebilen çocuktur.

Bir çocuğa herşeyi vermek, onu daha mutlu bir çocuk yapmaz, ona tek bir şeye sahipken paylaşmayı öğretmeniz gerekli…

Ki paylaştığımız tek şey olan bu dünyada, gerçekten mutlu bir çocuk olarak nefes alabilsin, ve iyi bir birey olarak büyüyebilsin.

Eğer dışarda bir yerlerde, hala mutsuz bir çocuk varsa, bu onun değil, bizim hatamız…

Gittikçe duyarsızlaştırıldığımız bir toplumsal düzende, bireycilik olgusunu ön plana almayı bizlere öğreten sisteme boyun eğdiğimiz, gün geçtikçe duyarsızlaşmaya karşı sessiz kaldığımız her anın hatası…

Hayatın ya da kaderin değil, insanın hatası.

Belki "Afrika" da ki aç çocuklara henüz ulaşamıyoruz… Belki, küreselleşme o kadar da güçlendirmedi elimizi, ya da biz, sınırların arasından sızıp tabaklarını doldurmayı başaramadık o güzel ve tuhaf ama bizden çok daha içten gözleri gülen çocukların… Ama hala, yapabileceğimiz bir şey var…

40.000 çocuk gelin… Nasıl yetiştiklerini bilemeden, çocuk yetiştirmeye, boyun eğmeye, otoriteye uymaya alışmak zorunda kalan 40.000 can… Sevmeyi tanıyamadan, sevgiden belki de korkmayı öğrenecekler…

Geç olmadan, bırakın, yaşasınlar… Çocuk olmak, onların da hakkı!
 
                


 

Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
BALE SPOR DEĞİL SANATTIR!
EĞİTİM ŞART
GÜZEL GEL 2021!