adscode

Üniversiteli Tüm “Kelebekler”e…

“Tırtılın dünyanın sonu dediği yere, Usta “Kelebek” dermiş. R. Bach

damlaaktan@gmail.com




Binlerce öğrenci yolun sonuna geldi birkaç gün önce.  LYS açıklandı.  Lise bitti, üniversite başladı. Bir dönem kapandı, yepyeni bir dönem başladı. 

En genci 17-18 yaşlarında olan binlerce idealist yürek, yepyeni hayallere yelken açtılar. Kimi aileler çok mutlu ilk tercihlerine yerleştiği için, kimi aileler çok hüzünlü emeğinin karşılığını alamadığı için belki… Bazıları da ortada bir yerlerde, başka türlüsü olabilir miydi acaba diye. Sözüm ve kelimelerim, öğrencilere…

Dün gibi hatırlarım o sabahı. Yıl 2002. En yakın arkadaşımın çığlıklarıyla uyanmış, aheste aheste ekranın başına geçmiştim. Hayalim İstanbul'da iletişim okumakken, İzmir'de Uluslararası İlişkiler bölümünü burslu kazanmıştım. Hem de yıllar sonra "iyi ki" diyeceğimi hiç bilmeden, "asla" derken... Neden kısmını es geçelim, uzun hikaye...

Ama hikayenin özü şu… 4 yıl. Acısıyla, tatlısıyla, başlangıçlarıyla, bitişleriyle, sınavlarıyla, gösterileriyle, dostluklarıyla, kahkahalarıyla, gözyaşlarıyla ve zaferleriyle geçen 4 kocaman yıl. 

Zaman zaman ekilen dersler, dersler sırasında can sıkıntısıyla yazılan mektuplar, sınav kaygıları telaşında başlayan yepyeni dostluklar, paylaşılan sırlar, gece yarıları tüm ikansızlıkları aşıp not çoğaltmalar, saat 2’ye dek uykusuz kalınarak hazırlanılmaya çalışılan ve bitkin düşüp uyuyakalındığı için sabah sınava nerdeyse 5 dakika kala koşturarak yetişilen sınavlar, korkular, heyecanlar. Bazen bir kulüp etkinliğini veya dans gösterisini zafere ulaştırabilmek adına elele verilen mücadeleler, bazen kavgalar, bazen de barışmalar. Aşklar sonra… Evliliğe gidenleri veya tatlı birer tebessüm olarak anı defterimize eklenenleri…

Ders aralarında içilen bir kahveye eşlik eden sohbetten ders saatini kaçırmalar, bazen de sırf hocanın stili kendine özgü olduğundan en ön sıradan not alabilmek için adeta dakikaları sayarak sınıfa ışınlanmalar. 

Üniversitelerin fotokopi merkezlerinde bulunan kendi ders notlarınız veya peşinde koştuklarınız… Sevdiğiniz ve ödünüzün patladığı dersler, hocalar…

4 senenin sonunda, kocaman bir yaşam kalıyor elinizde geriye. Hayatın esas yükünü ve sorumluluğunu omuzlamaya hazır bireyler olarak yepyeni başka bir yaşama uçmaya hazır olduğunuz bambaşka bir yaşam… 

Ben bugün, hayal ettiğim üniversitede okumuş olsaydım, belki de bu yazıyı size burada yazmıyor olacaktım. Belki bambaşka bir hayatta, sıradan bir işim ve hayatım olacaktı, veya olmayacaktı.  Bilmiyorum. Bildiğim şu, 2002 yılında elimde asla dediğim bir hayat varken, bugün “iyi ki” dediğim kocaman bir yaşamın içinden geçip, benim için olabilecek en güzel yere ulaştığım. İyi ki…

Hikayenin özü,  yaşamınıza nereden bakıp, içinde olduğunuz yaşamdan ne kadar keyif alıp, hangi kapıları açmak için hangi yöne uçtuğunuz… Hikayenin özü, yaşamınızda bir daha geri gelmeyecek bu 4 yıllık kocaman dünyayı ne kadar doya doya, anlamlı ve verimli yaşadığınız… O dünyadan ne yaptığınız, ne aldığınız, ve nereye uçtuğunuz. 

Üniversite demek, önünüzde uzanan kocaman bir gökyüzünün henüz sadece başında olduğunuz demek… Üniversite demek, sizden ne yaptığınız, kimi yarattığınız demek. Üniversite demek, hiç tahmin edemeyeceğiniz şanslara dokunabileceğiniz kapılar demek… Siz yeterki, yapabileceğinizin en iyisini yaparken, eğlenmeyi ve mutlu olmayı unutmayın, unutturmayın!

Siz şimdi, kelebek olma yolunda kanat açmak üzeresiniz.  Uçmak istediğiniz yön ne taraftaysa, kanatlarınıza izin verin ve yalnızca uçma hissinin tadına varın önünüzde uzanan 4-5 yılda. Doya doya ve hakkını vererek öğrenci olun, doya doya ve mutlulukla mezun olun ve sonra “Merhaba” deyin yepyeni bir yaşama…

Tırtıl olmak da sizin elinizde, usta olmakta… Siz yeter ki mutlu olmayı unutmayın!

Bol şanslar!

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)
Yazarın Diğer Yazıları
BALE SPOR DEĞİL SANATTIR!
EĞİTİM ŞART
GÜZEL GEL 2021!