adscode
adscode
adscode
adscode
adscode
adscode

ÜNİVERSİTELERDE YABANCI ÖĞRENCİ SAYISI SORUNU

Prof. Dr. Kemal Gözler, üniversitelerdeki yabancı öğrenci sayısı sorununu kaleme aldı.

ÜNİVERSİTELERDE YABANCI ÖĞRENCİ SAYISI SORUNU
Medyada Köşe Yazarları
Güncelleme : 13-Dec-19 15:46
(“Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” Başlıklı Makaleme İkinci Ek)
 

Kemal Gözler*

25 Kasım 2019 tarihinde yayınladığım “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalemde Türkiye’de 2018-2019 öğretim yılı itibarıyla 7.749.502 (yedi milyon yedi yüz kırk dokuz bin beş yüz iki) üniversite öğrencisi olduğunu yazdım. Yani şu an nüfusumuzun yaklaşık onda biri üniversitede okuyor. Bu rakam üniversite mezunu sayısı değil, sadece 2018-2019 öğretim yılında üniversitede okuyan toplam öğrenci sayısı. Çok yakın gelecekte Türkiye’nin nüfusunun yarısı ve belki de tamamına yakını üniversite mezunu hâline gelecektir.

Burada “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalemde, öğrenci sayısına ilişkin incelemeyi unuttuğum Türkiye’deki yabancı öğrenci sayısı sorununa değineceğim.

I. SAYILAR

Yine ortada konuyla ilgisi olmayanların şaşıracağı rakamlar var. Türkiye’de 2018-2019 öğretim yılı itibarıyla tam 154.505 (yüz elli dört bin beş yüz beş) yabancı öğrenci var. Öğrenim düzeylerine ve cinsiyetlerine göre yabancı öğrenci sayıları aşağıda bir tablo üzerinde gösterilmiştir:

Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr > Yükseköğretim İstatistikleri > 2018-2019 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri > Öğrenci Sayıları > Tablo 21. Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Uyruklarına Göre Sayıları, 2018 – 2019 sekmeleri seçilerek indirilen “Tablo 21”deki toplam sayılardan alınmıştır. Verilere 5 Aralık 2019 günü ulaşılmıştır. (K. Gözler).

Görüldüğü gibi sayı çok yüksek. Bu arada belirtelim ki, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının web sitesinden öğrendiğimize göre Türkiye, 2023 yılında 200 bin yabancı öğrenciye ev sahipliği yapmayı hedefliyormuş [1].

Türkiye’de toplam yabancı öğrenci sayısı çok yüksek. Ama bazı üniversitelerimizde sayı daha da yükseliyor. Örneğin Bursa Uludağ Üniversitesinde 3349’u erkek ve 2081’i kadın olmak üzere toplam 5430 yabancı öğrenci vardır [2]. Bir üniversitede olması gereken normal öğrenci sayısı kadar Bursa Uludağ Üniversitesinde yabancı öğrenci vardır! Yani sadece Bursa Uludağ Üniversitesindeki yabancı öğrenciler için bir üniversite kurulabilir.

Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr > Yükseköğretim İstatistikleri > 2018-2019 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri > Öğrenci Sayıları > Tablo 21. Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Uyruklarına Göre Sayıları, 2018 – 2019 sekmeleri seçilerek indirilen “Tablo 21”deki yeni kayıt toplam sayılarıdır. Verilere 5 Aralık 2019 günü ulaşılmıştır. (K. Gözler).

Türk üniversitelerinde gerek öğrenim gören toplam yabancı öğrenci sayısı (154.505), gerekse yıllık yeni kayıt yaptıran öğrenci sayısı (52.835) fevkâlâde yüksektir. Türk üniversitelerine her yıl elli bin civarında yabancı öğrenci girmektedir.

Rakamın yüksekliği hakkında bir fikir vermek için şunu söyleyeyim: Türkiye’de 1981 yılında bütün üniversitelere giren toplam öğrenci sayısı 41.574 idi [3]. Yani 2019 yılında Türk üniversitelerine giren yabancı öğrenci sayısı, 1981 yılında Türk üniversitelerine giren Türk öğrenci sayısından yüksektir!

Esasen Türkiye’de yabancı öğrenci sayısının artması eleştirilmesi gereken değil, tersine övülmesi gereken bir şeydir. Üniversite eğitiminde uluslararasılaşma, sadece Türkiye’de değil, dünyada görülen genel bir eğilimdir. Nasıl Türk öğrenciler, öğrenim görmek amacıyla, ABD, İngiliz, Alman, Fransız üniversitelerine gidiyorlarsa, bu ülkelerden veya Türk öğrencilerin az ya da çok gittiği başka ülkelerden Türk üniversitelerine öğrenci gelmesi sevindirici bir gelişmedir.

Ancak durum bu değildir. Şimdi bunu görelim.

II. ELEŞTİRİLER

Çeşitli eleştiriler dile getirebilir.

1. Asimetrik Bir Tablo

Türkiye’de yabancı öğrencilerin milliyetlerine göre sayılarına baktığımızda Türkiye’ye gelen öğrencilerin çoğunluğunun ABD’den ve Avrupa’dan değil, Asya’nın Afrika’nın çeşitli ülkelerinden geldiğini görüyoruz. Örnek olarak bazı ülkelerden gelen öğrenci sayıları aşağıda gösterilmiştir. Tam liste için tablonun altında belirtilen kaynağa bakılabilir.

Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr > Yükseköğretim İstatistikleri > 2018-2019 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri > Öğrenci Sayıları > Tablo 21. Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Uyruklarına Göre Sayıları, 2018 – 2019 sekmeleri seçilerek indirilen “Tablo 21”deki yeni kayıt toplam sayılardır. Verilere 5 Aralık 2019 günü ulaşılmıştır. (K. Gözler). Tam liste için söz konusu “Tablo 21”e bakılabilir.

Görüldüğü gibi Türkiye’ye ABD’den ve Batı Avrupa ülkelerinden gelen yabancı öğrenci sayısı fevkâlâde azdır. Almanya’dan gelen yabancı öğrenci sayısı (4378) nispeten yüksektir. Ancak Almanya’dan gelen “yabancı öğrenciler”in gerçekte Alman olmadığı, bunların Almanya’da çalışan Türk vatandaşlarının çocukları olduğunu iddia edenler vardır.

Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr > Yükseköğretim İstatistikleri > 2018-2019 Öğretim Yılı Yükseköğretim İstatistikleri > Öğrenci Sayıları > “Tablo 21. Yabancı Uyruklu Öğrencilerin Uyruklarına Göre Sayıları, 2018-2019” sekmeleri seçilerek indirilen “Tablo 21”deki yeni kayıt toplam sayılardır. Verilere 5 Aralık 2019 günü tarafımızdan ulaşılmıştır (K. Gözler). (Tam liste için anılan kaynağa bakılabilir).

Yukarıdaki iki listeyi karşılaştırdığımızda neyi görüyoruz?

Türk üniversitelerine gelen yabancı öğrencilerin ezici çoğunluğu Batı ülkelerinden değil, Afrika ve Asya ülkelerinden gelmektedir. Türkiye’de adını pek duymadığımız, yerini ise hepten bilmediğimiz ülkelerden gelen yüzlerce üniversite öğrencisi var.

Yukarıdaki listeler karşılaştırıldığında sanıyorum şunu söylemek bir abartı olmayacaktır: Türk üniversitelerinin uluslararasılaşması değil, gerçekte Afrikalılaşması söz konusudur.

Gerçek bir “uluslararasılaşma” için Türkiye’ye öğrenci gönderen ülkelere Türkiye’nin de az ya da çok öğrenci gönderiyor olması lazımdır. Somali’den Türkiye’ye 3761 öğrenci gelmiştir. Türkiye’den Somali’ye kaç öğrenci gitmiştir? Nijerya’dan Türkiye’ye 1562 öğrenci gelmiştir. Türkiye’den Nijerya’ya kaç öğrenci gitmiştir? Gine’den Türkiye’ye 495 öğrenci gelmiştir. Türkiye’den Gine’ye kaç öğrenci gitmiştir? Kamerun’dan Türkiye’ye 583 öğrenci gelmiştir. Türkiye’den Kamerun’a kaç öğrenci gitmiştir? Kenya’dan Türkiye’ye 464 öğrenci gelmiştir. Türkiye’den Kenya’ya kaç öğrenci gitmiştir?

Belki öğrencilerin geldiği ülkeye Türk öğrencilerinin gitmesinin şart olmadığını düşünenler olabilir. Nitekim ABD ve İngiliz üniversitelerine dünyanın her ülkesinden üniversite öğrencisi gider. Ama Amerikan ve İngiliz öğrenciler nadiren ABD ve Avrupa dışındaki ülkelerin üniversitelerine giderler. Belirtelim ki, ABD ve İngiltere’ye giden öğrencilerin ezici çoğunluğu, bu ülkelere bu ülkelerden aldığı burslarla değil, kendi paralarıyla veya kendi ülkelerinden aldıkları burslarla giderler. İlave edelim ki, ABD ve İngiltere’de üniversite kayıt harçları çok yüksektir. ABD’de harçların ortalama 30.000 dolar olduğu söylenebilir. Bu kayıt ücretidir. Beslenme ve barınma giderleri buna dahil değildir. İngiltere’nin önemli gelir kaynaklarında birisinin yabancı öğrenciler olduğu bilinmektedir.

Türkiye’de ise durum tersinedir. Şimdi bunu görelim:

2. Türkiye’de “Uluslararasılaşma”yı Kim Finanse Ediyor?

Tam sayıyı bilmiyorum. Ancak Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerin çoğunluğunun, kendi paralarıyla veya kendi ülkelerinden aldıkları burslarla Türkiye’ye geldiklerini sanmıyorum. Türkiye’de bulunan yabancı öğrencilerin çoğunluğunun Türk vatandaşların ödedikleri vergilerle Türkiye’de öğrenim görüyorlar. Yani bu öğrencileri Türkiye finanse ediyor. Bu finansman iki şekilde oluyor:

  1. a) “Türkiye Bursları”yla.-Türkiye’ye gelen öğrencilerin bir kısmı “Türkiye Bursları Programı”[4] çerçevesinde Türkiye’ye gelmektedir. Türkiye Bursları Programı çerçevesinde gelen öğrencilere seviyelerine göre 700, 950 ve 1400 TL’lik aylık burs ödenmektedir. Bunun yanında öğrencilerin geliş ve gidiş uçak biletleri, üniversite öğrenim ücretleri, genel sağlık sigortaları, Türkçe dil kursu ücretleri de karşılanmaktadır. Burs kapsamında konaklanma imkânı da sağlanmaktadır. Öğrencilere ayrıca başarı bursu da verilebilmektedir [5]. Tam sayıyı bilmiyorum. Ancak Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerin bir kısmı, özellikle Afrika’dan gelen öğrencilerin önemli bir kısmı, “Türkiye burslusu”dur.
  2. b) Yabancı Öğrencilerin Öğrenim Ücretlerinin Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı ve YÖK Başkanlığı Tarafından Karşılanmasıyla.-Öncelikle belirtelim ki, Türkiye’de devlet üniversitelerinde yabancı öğrenciler için dahi öğrenim ücretleri (katkı payları) çok düşüktür[6]. Kaldı ki, 27 Haziran 2018 tarih ve 2018/12007 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının 3’üncü maddesinin üçüncü fıkrasına göre “YÖK tarafından belirlenen esaslara göre yurtdışından öğrenci kabul kontenjanları kapsamında… yükseköğretim kurumlarına yerleştirilen önlisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde yerleştirilen öğrenciler”in “ödemeleri gereken öğrenim ücretleri Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı bütçesinden karşılanır”. Aynı kararın 3’üncü maddesinin 5’inci fıkrasına göre ise ikili anlaşmalar çerçevesinde gelen öğrencilerin öğrenim ücretleri de YÖK Başkanlığınca ödenir. İlave edelim ki, aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Suriye vatandaşlarının öğrenim ücretleri de yine Yurtdışı Türkler ve Akraba Toplulukları Başkanlığı tarafından ödenir.

Sayı veya oran bilmiyorum. Ancak Türkiye’deki yabancı öğrencilerin çoğunluğunun maliyetinin tamamen veya kısmen burs verme yoluyla veya eğitim ücretlerin ödenmesi yoluyla Türkiye Cumhuriyeti tarafından karşılandığını sanıyorum. Yani yabancı öğrencilerin bursları ve eğitim ücretleri Türk vatandaşlara ödettirilmektedir. Türk vatandaşlarının ödediği vergilerin yabancı devletlerin vatandaşlarının üniversite eğitimleri için harcanmasının bir mantığı yoktur.

Biraz yukarıda “uluslararasılaşma” etiketi altında gerçekte Türk üniversitelerinin Afrikalılaştırıldığını söylemiştim. İlave edeyim: Bu Afrikalılaştırma Türk vatandaşlarının ödediği vergilerle gerçekleştirilmektedir!

3. “Türkiye Bursları Programı”nın “Yerleştirme” Kısmının Eleştirisi

“Türkiye Bursları Programı” hakkında bir hususu daha eleştirmek isterim: Bu program sadece bir “burs programı” değil, aynı zamanda bir “yerleştirme programı”dır.

ABD’de ve Avrupa ülkelerinde de pek çok burslar vardır. Burs bir üniversite öğrencisine eğitimi için verilen paranın adıdır. Burs başka, aday öğrencilerin üniversitelere yerleştirilmesi başkadır. Burstan yararlanmak isteyen öğrenci, normal şartlarda, üniversiteye kabul edildikten veya üniversiteden ön kabul aldıktan sonra burs veren kuruma başvurabilir. Benim bildiğim kadarıyla bir burs programının aynı zamanda yerleştirme yapması dünyada görülmüş bir şey değildir.

“Türkiye Bursları Programı”yla aynı zamanda yerleştirme yapılması “burs” kavramının ifsadından başka bir şey değildir.

“Türkiye Bursları Programı”yla aynı zamanda yerleştirme yapılması üniversitelerin özerkliği prensibiyle bağdaşmaz. Türkiye’de lisans düzeyinde öğrenci seçme ve yerleştirme yetkisi ÖSYM’ye, yüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrenci seçme ve alma yetkisi üniversitelerin kendilerine ait olan bir yetkidir. “Türkiye Bursları Programı”, ÖSYM ve üniversitelere verilen yetkiyi deroje eden bir yetkidir.

“Türkiye Bursları Programı”yla yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilen yabancı öğrencilerden, dersler başlamadan önce, bırakınız öğretim üyelerinin o anabilim dalı başkanının dahi haberi olmaz. Üniversite öğretim üyeleri daha önce hayatlarında görmedikleri, sınavını yapmadıkları öğrencilerin danışmanı olmak zorunda kalırlar. Yüksek lisans ve doktora düzeyinde zorlama danışmanlık olmaz.

Diğer yandan üniversitede aynı programda, sınavdan geçip bileğinin hakkıyla gelen öğrencilerin yanında, sınavdan geçmeden veya farklı bir sınavdan geçerek gelen öğrencilerin yan yana bulunması ve aynı eğitimi almaları hak ve adalet duygularıyla bağdaşmaz.

4. Yabancı Öğrencilerin Yarattığı Sorunlar

Türkiye’de zaten üniversitelerde başta öğrenci fazlalığı ve öğretim üyesi azlığı olmak üzere yığınla sorun vardır. Pek çok fakültede öğretim üyeleri çok ağır bir ders yükü altında ezilmektedir. Pek çok öğretim üyesi haftada 20 saat civarında ders verir (bunun doğrusu maksimum 6 saattir); yüzlerce (bazen binlerce) sınav kağıdı okur, on küsur yüksek lisans veya doktora tezine danışmanlık yapır. Öğretim üyelerinin bu yüklerinin üzerine yüzde 5 (yüksek lisans ve doktora da bu bazen yüzde 30'a çıkmaktadır) bir yük eklenmesi bardağı taşıran son damla olabilmektedir.

Geçmişte kendi fakültemde kamu hukuku bölüm başkanı ve dolayısıyla kamu hukuku yüksek lisans programının sorumlusuydum. Programımıza bizim haberimiz olmadan beş yabancı öğrenci geldi. Bu öğrencilere tez danışmanı bulmakta çok zorlandım. Zira mevcut öğretim üyelerimizin zaten danışmanlık sayısı YÖK’ün belirlediği üst sınırda idi (Yanlış hatırlamıyorsam zaten her bir öğretim üyemizin 14-15 danışmanlığı vardı).

Şunu açıkça söylemek isterim ki, yabancı öğrencilerin, özellikle yüksek lisans ve doktora seviyesindeki yabancı öğrencilerin, öğretim üyelerinin danışmanlık yükleri üzerinde oldukça olumsuz etkileri vardır. Danışmanların bu öğrencilerle çok yakından ilgilenmesi, onlara çok zaman ayırması gerekmektedir. Bu öğrencilerin yazdığı metinler çoğunlukla anlaşılmayacak kadar kötüdür. Öğretim üyesinin bir editör gibi onların ödevlerini, seminerlerini ve tezlerini düzeltmesi gerekmektedir. Bir yabancı öğrencinin tez danışmanlığı işinin, bir Türk öğrencinin tez danışmanlığı işine göre iki kat daha fazla zaman aldığını söylemek kesinlikle bir abartı olmayacaktır.

Diğer yandan yabancı öğrencilerin yarattığı pek çok problemler vardır. Örneğin bazı rektörlüklerin öğretim üyelerinden sınavlarda yabancı öğrenciler için ek süre verilmesini istedikleri söyleniyor. Yabancı öğrencilere tanınan her istisna, Türk öğrencilerdeki eşitlik duygusunu sarsıyor.

5. Yabancı Öğrencilerin Kendileri de Mağdurdur

Türkiye’de yabancı öğrenci sayısının arttığı bu süreçte, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen yabancı öğrencilerin de bir yarar sağlamadıklarını ve bundan mağdur olduklarını düşünüyorum.

Zira, Türk üniversitelerinin ezici çoğunluğunun kalitesi dünya standartlarına göre fevkalade düşüktür. Örneğin, 25 Kasım 2019 tarihinde yayınladığım “Akademinin Değersizleşmesi Üzerine” başlıklı makalemde gösterdiğim gibi Türk üniversitelerinde, araştırma görevlileri dahil, öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 46’dır. Oysa ABD’de öğretim elemanı başına düşen öğrenci sayısı 16, Almanya’da 12, Fransa’da 16, Birleşik Krallık’ta 16, İtalya’da 20, İspanya’da 12, Portekiz’de 14, Avusturya’da 14, Macaristan’da 14, Bulgaristan'da 12’dir. Türkiye’deki öğretim elemanı sayısı Türk öğrencilerine yetmemektedir. Bu koşullarda Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerin kaliteli bir eğitim alma ihtimalleri fevkalade düşüktür.

Bir hoca olarak geçmişte az çok yabancı öğrencim oldu. Yüksek lisans öğrencisi olanlarını biraz da olsa yakından tanıma imkânı buldum. Ben de vakti zamanında yurtdışında bir yabancı öğrenci olarak yüksek lisans ve doktora yaptım. Bu nedenle de doğal olarak kendi “yabancı öğrencileri”me her zaman sempatiyle yaklaştım. Yüksek lisans seviyesinde tanıdığım yabancı öğrencilerin çoğu zeki öğrencilerdi. Ayrıntısını bilemiyorum, pek muhtemelen kendi ülkelerinde en başarılı öğrenciler arasından seçilmişlerdi. Ama Moğolistan’dan ve Çin’den gelen iki öğrenci dışında, hiçbirinin Türkçe bilgileri üniversite eğitimi alacak düzeyde değildi. Afrika’dan gelenlerin İngilizce veya Fransızca düzeyleri oldukça iyi olmasına rağmen Türkçeleri maalesef yetersizdi. Oysa bu öğrenciler Türkçe eğitimi almışlardı ve ellerinde Türkçe bildiklerine dair belgeleri vardı.

Kendi ülkesinde hukuk fakültesini bitirmiş ve hatta bazılarının iyi bir işi olan bu öğrenciler, dilini doğru dürüst bilmedikleri bir ülkenin, ismini ilk defa duydukları bir üniversitesinin Gemlik denen kasabasında bulunan, iki profesör, iki doçent ve on küsur yardımcı doçente sahip ve kütüphanesinde 2000 civarında kitabın bulunduğu bir hukuk fakültesine kamu hukuku yüksek lisansı yapmaya gelmişlerdi. Bu öğrenciler için hep üzüldüm.

Onlar adına bir şey demek benim üzerime vazife değil. Ancak şahsen, bizden de, Gemlik’ten de, Uludağ Üniversitesinden de, Türkiye’den de pek memnum kaldıklarını sanmam.

Zannımca, Türk üniversitelerinin ezici çoğunluğu, sadece kendi öğrencilerini değil, dünyanın dört bir köşesinden kendilerine gelen öğrencileri de hayal kırıklığına uğratıyorlar.

SONUÇ

Türkiye’de üniversitelerin “uluslararasılaşması” kavramı da istismar edilmiştir. Türk üniversiteleri uluslararasılaşmamış, tersine Asyalaşmış ve Afrikalılaşmıştır. Dahası bu Asyalaşma ve Afrikalılaşma Türk vatandaşlarının ödedikleri vergilerle finanse edilmiştir.

Diğer yandan Türk üniversitelerinin, dünyanın dört bir köşesinden getirdiği öğrencilere hak ettikleri eğitimi sunabildikleri de çok şüphelidir.

Türkiye parasını yabancı öğrencilere harcamayı bırakmalıdır. Kıt kaynaklarını israf etmekten vazgeçmelidir. Türk üniversitesinin uluslararasılaşmaya ihtiyacı vardır. Ama ihtiyacı olan, suni değil, gerçek bir uluslararasılaşmadır. Hâliyle bunun için öncelikle kendi üniversitelerimizin kalitesinin artırılması gerekir.

Türk öğrencilerin gittiği yabancı ülkeler ve Türkiye’ye gelen yabancı öğrencilerin ülkeleri dikkate alındığında, Türkiye’de asimetrik bir uluslararasılaşma olduğu görülür. Türkiye’den gidenler ABD’ye ve batı Avrupa ülkelerine gidiyor. Türkiye’ye gelenler ise Asya ve Afrika’dan geliyor.

* * *

Türkiye’de siyasî iktidarın üniversitelerimizin uluslararasılaşma sürecine sunî müdahalelerde bulunmaktan vazgeçmesi gerekir. Bu süreç kendi dinamiklerine bırakılmalıdır. Türk üniversiteleri, Türkiye Cumhuriyetinin uluslararası siyasetinde kullanılabilecek bir enstrüman değildir. Akademi araç değil, amaçtır. Akademinin uluslararası siyasî amaçlar doğrultusunda bir araç olarak kullanılması, akademiye yapılmış büyük bir haksızlıktır.

* * *

Türk üniversitelerine gelen az sayıda da olsa yabancı öğrenci geçmişte de olmuştur; gelecekte de olacaktır. Ama üniversitelerin ihtiyacı olan uluslararası öğrenci sayısı yılda 50.000 değildir. Türkiye’nin her yıl elli bin yeni yabancı öğrenciye üniversite eğitimi verecek imkân ve kaynağı yoktur. Türkiye’nin bu sayıda yabancı öğrenciye ihtiyacı da yoktur.

* * *

“Türkiye Bursları Programı” çerçevesinde çok sınırlı bir sayıda öğrenciye burs verilmelidir. Diğer yandan Türkiye Bursları Programının öğrencileri üniversitelere yerleştirme yetkisine de son verilmelidir. Türkiye’de lisans düzeyinde öğrenci seçme yetkisi ÖSYM’de, yüksek lisans ve doktora düzeyinde öğrenci seçme yetkisi ise üniversitelerin kendilerindedir. Yabancı öğrenci seçiminde de aynı sistem işlemelidir. Yabancı öğrenciler, ancak, üniversiteyi kazandıktan sonra “Türkiye Bursları Programı”na başvurabilmelidirler.

* * *

Üniversitelerin uluslararasılaşması dünyanın her yerinde görülen bir olgudur. Türk üniversitelerinin de uluslararasılaşmasında yarar vardır. Bunun için Türk üniversiteleri, yabancı öğrencilere açık olmalıdır. Ama dört şartla: (1) Yabancı öğrenciler de Türk öğrencilerle aynı şartlarla, aynı sınavlarla üniversiteye kabul edilmelidir. (2) Yabancı öğrencilerden eğitim maliyetini yansıtan gerçekçi öğrenim ücretleri alınmalıdır. (3) Yabancı öğrencilerin kayıt ücretleri, devlet tarafından karşılanmamalıdır. (4) Çok sınırlı bir kesimi dışında, yabancı öğrencilere burs verilmemelidir.

Bu dört şartın uygulanmasından sonra, Türkiye’de 150.000 yabancı öğrenciden geriye kaç öğrenci kalır? Bunu bilemiyorum. Ama kalanlar gerçek “uluslararası öğrenci”dir ve bu öğrenciler Türk üniversitelerinin sahih uluslararasılaşma düzeyini gösterirler.

7 Aralık 2019

DİPNOTLAR
(Geri dönmek için dipnot numarasının üzerine tıklayınız).

[1] Kültür ve Turizm Bakanlığı Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı, https://www.ytb.gov.tr > Uluslararası Öğrenciler > Uluslararası Öğrenci Hareketliliği (www.ytb.gov.tr/...hareketliligi) (Erişim Tarihi: 6.12.2019).

[2] Kaynak: https://istatistik.yok.gov.tr > Yükseköğretim İstatistikleri > Öğrenci İstatistikleri > Uyruğa Göre Öğrenci Sayıları > Yıl Seçiniz > 2018-2019; Üniversite Seçiniz > Bursa Uludağ Üniversitesi > Raporu Getir filtreleriyle 5 Aralık 2019 günü tarafımızdan ulaşılan rapordaki toplam sayılardır (K. Gözler).

[3] Gökhan Çetinsaya, Büyüme, Kalite, Uluslararasılaşma: Türkiye Yükseköğretimi İçin Bir Yol Haritası, Ankara, YÖK Yayını, 2014, s.44 (www.yok.gov.tr/...haritasi.pdf) (Erişim Tarihi: 5 Aralık 2019).

[4] “Türkiye Bursları Programı” hakkında bkz.: https://turkiyeburslari.gov.tr/. Burada belirtildiğine göre Türkiye Bursları programına 2018 yılında 130 bin başvuru yapılmıştır (turkiyeburslari.gov.tr/...burslari) (Erişim Tarihi: 6.12.2019).

[5] “Türkiye bursları”nın neleri kapsadığı konusunda bkz.: turkiyeburslari.gov.tr/...kapsami  (Erişim Tarihi: 6.12.2019).

[4] 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 46’ncı maddesine göre “yabancı uyruklu öğrencilerden alınacak asgari öğrenim ücretlerinin tutarı Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir” (9 Temmuz 2018’den önce Bakanlar Kurulu kararıyla belirleniyordu). Aynı maddeye göre bu belirlemenin her yıl Haziran ayı sonuna kadar yapılması gerekmektedir. Ben 2019-2020 öğretim yılına ilişkin öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı kararını Resmî Gazetede aradım, bulamadım.

Bu konuda ulaştığım en son karar 7 Temmuz 2018 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan 2018-2019 Eğitim-Öğretim Yılında Yükseköğretim Kurumlarında Cari Hizmet Maliyetlerine Öğrenci Katkısı Olarak Alınacak Katkı Payları ve Öğrenim Ücretlerinin Tespitine Dair 27 Haziran 2018 tarih ve 2018/12007 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıdır.
Bu Kararın 3’üncü maddesinin 1’inci fıkrasına göre yabancı öğrencilerden alınacak kayıt ücretleri anılan kararın ekinde bulunan cetvellerdeki öğrenci katkı payı ve öğrenim ücretinin üç katından az olmamak ve cari hizmet maliyetinin beş katını aşmamak üzere belirlenir. Cetvelde yer alan öğrenci katkı paylara fakültelere göre 200 ilâ 500 TL arasında değişmektedir. Dolayısıyla üniversitelerin yabancı öğrenciler için katkı payı belirleme marjı oldukça geniştir.
Birkaç üniversitenin web sayfasına baktım. ODTÜ Mimarlık ve Mühendislik Fakültesinde yabancı öğrenci öğrenim ücreti 1579 TL, İTÜ Mühendislik bölümlerinde 1528 TL, Boğaziçi Üniversitesi İİBF’de 4500 TL, Uludağ Üniversitesi Mühendislik Fakültesinde 2709 TL, aynı Üniversitenin Hukuk Fakültesinde 2191 TL, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 3465 TL, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde 8000 TL’dir.
Bu rakamlar düşüktür. Bunların düşük rakamlar olduğunu anlamak için bu rakamlar ile Türkiye’deki vakıf üniversitelerinin Türk öğrenciler için belirlediği öğrenim ücretleri karşılaştırılabilir.



(c) Kemal Gözler, 2019.
İKTİBAS KONUSUNDA UYARI:
Makalemin tam metin olarak başka internet sitelerinde, gazete veya dergilerde yayınlanmasına rızam yoktur. Makalemden ancak miktar olarak yarısını aşmamak, ismimin zikredilmesi ve www.anayasa.gen.tr/yabanci-ogrenci.htm adresine link verilmesi şartıyla alıntı yapılabilir.

BU YAZIYA AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE ATIF YAPILMASI ÖNERİLİR:
Kemal Gözler, “Üniversitelerde Yabancı Öğrenci Sayısı Sorunu: Akademinin Değersizleşmesi Üzerine Makaleme İkinci Ek, www.anayasa.gen.tr/yabanci-ogrenci.htm, (Yayın Tarihi: 7 Aralık 2019).
BU MAKALE ŞU MAKALENİN DEVAMIDIR:
Kemal Gözler, “Akademinin Değersizleştirilmesi Üzerine”, www.anayasa.gen.tr/degersizlesme.htm (Yayın Tarihi: 24 Kasım 2019).
BU MAKALE İLGİNİZİ ÇEKTİYSE İZLEYEN MAKALELERİM DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:1. Kemal Gözler, “Biga İİBF'ye Cevap”, www.anayasa.gen.tr/biga-iibf.htm (Yayın Tarihi: 2 Aralık 2019).2. Kemal Gözler, “İlahiyatçı Hukuk Doçentleri Geliyor (mu?) Hukuk Temel Alanında Doçentliğe Başvuru Koşulları Neden Değişti?”, www.anayasa.gen.tr/docentlik.htm (Yayın Tarihi: 3 Aralık 2019).3. Kemal Gözler, “İlâhiyat Nereye Gidiyor? Hukukun Sefaleti ve İlahiyatın Zenginliği Üzerine Gözlemler (Bırakın Sayılar Konuşsun!)”, www.anayasa.gen.tr/hukuk-ilahiyat.htm (Yayın Tarihi: 3 Kasım 2019).4. Kemal Gözler, “İlâhiyat Nereye Gidiyor? (2) İlahiyatta Yüksek Lisans ve Doktora Sayıları Hakkında Gözlemler”, www.anayasa.gen.tr/ilahiyat-yl-doktora.htm (Yayın Tarihi: 7 Kasım 2019).5. Kemal Gözler, “Hukukçu Olmayan Hukuk Dekanları: Türkiye’de Bazı Hukuk Fakültelerine Hukukçu Olmayan Dekan Atanması Hakkında Eleştiriler”, www.anayasa.gen.tr/dekanlar.htm (Yayın Tarihi: 12.10.2019).6. Kemal Gözler, “Anadolu Hukukta Neler Oluyor? Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde Bir Hukuk Felsefesi Hocasının Görevine Son Verilmesi ve Hukuk Felsefesi Dersini Vermekle Bir İlahiyat Fakültesi Hocasının Görevlendirilmesi Hakkında Bir Eleştiri”, www.anayasa.gen.tr/anadolu-hukuk.htm (Yayın Tarihi: 7 Ekim 2019).7. Kemal Gözler, “Yalova Üniversitesi SBE Kamu Hukuku Yüksek Lisans Programı Hakkında Eleştiriler”, www.anayasa.gen.tr/yalova-yl.pdf (Yayın Tarihi: 9 Ocak 2014).


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)