adscode

​Yurtdışında Eğitim Çilesi Çekenler!..

Birkaç gündür yurtdışındaki öğrencilerimizin sıkıntılarını yazıyorum. Özellikle de devlet bursuyla, mastır ve doktora için gidenlerin yaşadıkları zorlukları paylaşıyorum.

​Yurtdışında Eğitim Çilesi Çekenler!..
Günün Yazısı
Bir dokunduk, bin ah işittik. Gelen maillerin ardı, arkası kesilmiyor…

MEB de bir açıklama gönderdi. Hemen herkes olaya kendi penceresinden bakıyor ve kendini haklı görüyor. Oysa ortada yaşanan zorluklar ve uçup giden hayaller var.

Umarız bu soruna bir an önce çözüm üretilir…

İşte bu konuda bugün Milliyet’te  çıkan yazım ve gelen tepkiler.

Yarınki yazımı ve gelen mailleri de takip etmenizi özellikle öneririm.

Kesinlikle kabahatli aramıyoruz. Çünkü herkes elinden geleni yapıyor ama pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da en iyi malzeme ile en iyi helvayı yapamıyoruz…



Beş yılda beş bin hayal kırıklığı!..

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve gençlere yönelik neyi hayal ettiyse, MEB eline yüzüne bulaştırdı.
Bu konuda bugüne kadar onlarca proje sayabiliriz ama bugünkü konumuz “Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi”.
İşte o günlere dair bir haber: “Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2012 yılı sonuna kadar ‘Beş Yılda Beş Bin Öğrenci Projesi’ kapsamında lisansüstü eğitim için yurtdışına gönderilecek öğrencileri bilgilendirme toplantısı Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu’nda 6 Ocak 2010 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti.  

Dualarla gittiler
Erdoğan, hali hazırda 1408 öğrencinin bu proje kapsamında yurtdışında burslu statüde lisansüstü öğrenim gördüğünün altını çizdi. Bugün atılan adımla da 2009 yılında seçilen 941 öğrenciyi yurtdışına uğurladıklarını belirten Erdoğan, çalışmaların devam ettiğini ve açığı kapatmak için 2010 yılında 1000-1500 öğrenci için duyuru yapma hazırlıklarının sürdürüldüğünü söyledi.
Başbakan Erdoğan; Gazi Mustafa Kemal bunu 1920’li yıllarda fark etmişti. Yurtdışına ilk öğrenci gönderme kararı bizzat Gazi Mustafa Kemal’in verdiği talimatla 1929 yılında çıkarılan kanunla verilmiştir. Yeni Türkiye’nin fabrikaları, demiryolları, karayolları, köprüleri işte o mühendislerin eliyle inşa edildi. Ama ondan sonra uzunca bir süre ara verildi.  
Gazi Mustafa Kemal, ülkemizin dört bir yanını demir ağlarla örme talimatı verdi. Biz şimdi onu gerçekleştiriyoruz.
Cumhuriyetin 10. yılında o öğrencilerimizin imzası vardı. İnşallah, Cumhuriyetimizin 100. yılında da, 2023’te şimdi gönderdiğimiz öğrencilerin imzası olacak.
Bu ülkenin, bu milletin sizden büyük beklentileri var. Edindiğiniz tecrübeyi insanımıza kazandırmak için ahde vefa ile hareket edeceğinize inanıyorum. Millet olarak, ülke olarak sizlere inanıyoruz. Geleceğin Türkiye’si sizlerin gayretiyle gerçekleşecek. Allah yolunuzu açık etsin. Güle güle gidin, güle güle gelin. Hepinize bu kutlu yolunuzda başarılar diliyorum.”



Zorla döndürülüyorlar
Ve gelinen son durum:
“MEB bursu ile ‘5 Yılda 5000 Öğrenci Projesi’ dahilinde İngiltere’de doktora yapıyorum.
Bu bursa başvururken köyünden, memleketinden yeni çıkmış idealist, hevesli, genç bir insandım.
MEB Yükseköğretim Genel Müdürlüğü tarafından teşviklendirilip, bursun zorunlu görev karşılığı yani önemli olanın vatana hizmet olduğu, kimsenin bizim hayatımızı altüst etmek gibi bir niyetinin olmadığı söylenip, yüklü miktarlarda senetler imzalamamız sağlandı.
Nitekim 12 Ocak 2015’e kadar MEB uygulamayı bu şekilde götürdü.
Bu tarihten itibaren ise yeni bir tebliğle var olan uygulamanın sona erdiği ve derecesini ne sebeple olursa olsun alamayan öğrencilerin tazminata düşürüleceği söylendi.
Bu söyleme daha önce güvence verdikleri öğrenciler de dahil edildi.
Ben ve birçok öğrenciyi doktorayı bitirememe stresi aldı.
Zaten doktora yoğun ve stresli bir süreç iken, bir de bitiremezsek 400-500 bin liralık bir parayı nasıl geri öderiz diye düşünmeye başladık.
Burada herkes doktorasını bitirmeye çabalamaktadır zaten, kimse başarısız olup geri dönmek istemez, zira ailemizin, ülkemizin bizden beklentileri var, kaldı ki en büyük beklenti kendimiz için. Fakat hayatta hiçbir şey garanti değildir.
Eğitim de bir ticaret anlaşması değildir. Çeşitli sebeplerden (danışman ile olan anlaşmazlıktan, çalışılan konunun zorluğundan, sınavdaki durumdan...) doktora eğitimi tamamlanamayabilir.
Bu durumda var olan uygulama öğrencinin master derecesiyle araştırma görevlisi olarak atanıp, zorunlu görevini yerine getirmesiydi. Şimdi ise tazminata düşürülmesi kararı alındı.
Bu karar yolun yarısında kuralların değiştirilmesi anlamına geliyor.
Resmi olarak elimizde böyle bir belge bulunmasa da bu duruma düşen öğrencilerin atandığı gerçek durum örnekleri var.
Bu paranın nasıl ödeneceği konusunda ise acımasız tavırlar alınıyor.


‘Hayatımız karardı’
Bir MEB çalışanı, ‘Ödeyemezseniz icra takibi başlar’ diye bir açıklamada bulundu.
MEB’in neden birden böyle bir tavır takındığını anlamakta zorlanıyoruz. Eğer öğrencileri zorlamak, denetlemek istiyorlarsa, her 6 ayda okuldan ve öğrenciden ilerleme raporu istenebilir ya da devam belgesi, pasaport fotokopileri gibi.
Ben bir çiftçi çocuğuyum ve maddi imkânsızlıklarla okumaya çalışan hevesli bir insanım, bu burs benim gibi insanlar için devletimizin sunmuş olduğu harika bir fırsat. Fakat bir ticaret anlaşmasına dönüştü.
Baştan uygulama böyle olsaydı, bu bursu kabul etmezdim zira böyle bir miktarı hayatım boyunca hiç görmedim.
Ya bitmezse stresiyle verimliliğim düştü ve çok büyük stres altına girdim.
Bu doktora ölüm kalım durumu haline geldi benim için, bu korkuyla yaşamak ve doktora yapmak çok zor.
Akademik başarı baskı ve korkuyla elde edilemez, bu ne başarı getirir ne de ülkeye bir fayda.
Büyük ideallerle girdiğimiz bu yol hayatımızın sonu olmasın. İdeallerimiz ve başarılı olma isteğimiz sonumuzu getirmesin. Buraya kadar geldik, çabamız bundan sonra da başarılı olmak ama ya engel çıkar olmazsa hayatımız biter diye düşünmek istemiyoruz. Lütfen sesimize kulak verin.
Bu burs size ananızın ak sütü kadar helal diye gönderdi bizi Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şimdi ise hayatımızı karartma aşamasına getirildi. Bu bir burs değildir, yüksek faizli kredi haline geldi.
Birçok öğrenci psikolojik baskı altına girdi, öğrencilerin ağızlarında intihar sözcükleri dolanıyor. Ülkenin geleceği olan genç akademisyenlerin bu duruma düşürülmesi gerçekten içler acısı. Biz devlete güvenerek çıktık bu yola ama yarı yolda bırakıldık.”
Özetin özeti: Bu konuya devam edeceğiz...
 
En iyi üniversitelerde okudum ama!
 
 Yazınızı YLSY Facebook gruplarında bir çok arkadaşım paylaşmış. İlginize teşekkür ederim. 
Yerinde ve daha söylenecek çoğu şeyi olan bir meseleye parmak basıyorsunuz. Milli Eğitim Bakanlığı'nın tek taraflı ve bizim hiç bir menfaatimizi gözetmeden imzalattırdığı zoraki senetlerle ve her sene yayınladığı yönetmeliklerle şartlarını aleyhimize değiştirdiği bu binlerce dolar borcun ve yıllarca sürecek mecburi hizmetin altında ezildiğimiz bu burs hayatlarımızı karartı, karartıyor.
2010 yılında 23 yaşındayken iki kefille imzalayıp başladığım sözleşme ve senetlerle 2015 yılına geldik, 28 yaşıma bastım. Yurt dışında iki sene kaldım (2011-2013 arasında). Yüksek lisansımı dünyanın en iyi 17. üniversitesi ve dünyanın en iyi 3. fakültesinde yaptım. Bana denilen her şartı zamanında, devleti hiç bir zarara uğratmadan hatta çoğu zaman kendi cebimden karşılayarak yerine getirdim. 
Yüksek Lisansımı bitirdikten sonra doktora başvuruları için Bakanlıktan hakkım olan bir yıllık izin istedim. Bu izni bana sonuçlarını hiç bir şekilde yazılı veya sözlü açıklamadan verdiler. Ben doktoranın maddi manevi yükünü kaldıramayacağıma, senelerce haneme yazılacak mecburi hizmetin altında ezilmek istemediğime karar verip görev talep ettim. 
Bana artık "tazminata düşürüldüğümü", yapılan tüm masrafların faizleri saklı kalmak şartıyla yeniden senet imzalamam gerektiğini söylediler. Baştaki iki kefilimin yanı sıra annem ve babamla gidip binlerce milyarlık senet imzaladık. Senetler imzaladıktan sonra öğrendim ki adına yurt dışına gönderildiğim üniversite hizmet talebini ret etmiş (dekan hoca en son cumhurbaşkanının elini öpmeye çalışırken gündem olmuştu). Şimdi kadrom açıkta kaldı. Yüksek Öğrenim Kurumu'nun beni keyfi atamasını bekliyorum.
Asıl haberi duyun. "BEN 6 (ALTI) AYDIR ATAMA BEKLİYORUM!". Evet, devletin binlerce dolar masraf yapıp yurt dışında okuttuğu, onca vaatte bulunup gönderdiği, 23 yaşında bu bursu alma gafletinde bulunmuş 28 yaşında hala annesinden babasından harçlık isteyen ben 6 aydır atama bekliyorum. 9 aydır bekleyenleri biliyorum, daha kaç ay bekleyeceğim bilmiyorum.
Ankara'ya atanacağım ümidiyle kabul ettiğim ama işin sonunda nereye atacağımı bilmeden ve 5 yılı ve 300 milyarı bulan bir borçla altı aydır bekliyorum. Yaşıtlarım,  arkadaşlarım istedikleri şehirde çoktan düzenlerini kurdular, evlendiler, ev araba ofis sahibi oldular. Çocukları olan var. Ben bırakın evlliği çocuğu yarınım ne olacak, nereye sürüleceğim, bu mecburi hizmet bitecek mi, senetler kapıma dayanacak mı diye her günümü stresle ülserle migren ağrılarıyla geçiriyorum.
Ben bana yapılan bu iyiliği vatana hizmet olsun diye karşılığını vermek için yurda döndüm. Ancak bana devletin teşekkürü hayatımı karartmasıyla oldu. Şükür ki babamın sağlık sigortasından faydalanabiliyorum ve onlarla yaşadığım için bana maddi açıdan destek oluyorlar. Depresyondayım. Ve gene halime şükür intihar etmeyi düşünen arkadaşlarım olduğunu biliyorum. 
Kurunun yanında yaşta yanıyor. Doktora şartları ağırlaştırılıyor, geri dönenler keyfi tazminata düşürülüyor, YLSY seçmelerine sözlü sınav getirilip tüm muhalifler eleniyor, kısacası bu ülkenin çalışan beyinleri öldürülüyor!
 Bu haksız uygulamaları sonucu hukuki yollara başvuracağımı söylediğimde MEB deki yetkili bana git istediğin yere başvur ne de olsa sonuçsuz kalacağını sende biliyorsun demişti. Elbet bir gün bu devran da döner Abbas Bey!
İlginize tekrardan teşekkür ederim.
 
MEB ne diyor?
 
Bugün Milliyet Gazetesi´nde "5 yılda 5 bin öğrenci‘de büyük panik" başlığıyla yayımlanan habere ilişkin aşağıdaki açıklamanın yapılmasına lüzum görülmüştür.
Bakanlığımızın yurtdışına burslu yüksek lisans ve doktora öğrencisi gönderme işlemleri 1929 tarihli 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun ile  Türk Öğrencilerin Yabancı Ülkelerde Öğrenimleri Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca yürütülmektedir.  1929 yılından bugüne kadar bu burslardan yararlanan toplam öğrenci sayısı yaklaşık 13000 civarındadır. 5 yılda 5 bin Öğrenci projesi kapsamında 2006 yılından bugüne kadar 6970 öğrenci bu burslardan yararlanmaya hak kazanmıştır. Halen yurtdışında 22 farklı ülkede 2734 öğrencimiz bu burslardan yararlanarak yüksek lisans ve doktora eğitimi sürdürmektedir.  Bu burs kapsamında yurtdışına gönderilen öğrencilere eğitimleri boyunca ülkeye göre değişen miktarda aylık burs verilmekte ve öğrencilerin okul ücretiyle tüm diğer eğitim masrafları karşılanmaktadır.
 
Öğrencilerimizin yurt dışına gitmeden önce imzaladıkları taahhüt senetlerinde de belirtildiği gibi, mecburi hizmet karşılığı yurt dışına gönderilen öğrencilerden; öğrenimlerini gönderiliş amaçlarına uygun bir derece ile tamamlamayanlar, öğrenim görmekten vazgeçenler, öğrenimlerini tamamladıktan sonra yasal süre içerisinde görev talep etmeyenler, teklif edilen göreve başlamayanlar, taahhüt/yüklenme senedi hükümlerine uymayanlar, mecburi hizmetlerini tamamlamadan görevlerinden istifa edenler veya Devlet memurluğundan ihraç edilenler, mevzuata aykırı hareketlerden dolayı öğrencilikle ilişiği kesilenler, Bakanlığımız tarafından kendisi için yapılmış bütün masrafları, masrafın yapıldığı para cinsinden ödemeyi, Türk Lirası cinsinden yapılmış harcamaları %50 fazlası ve yasal faiziyle birlikte, fiilen döviz olarak yapılmış her türlü masrafları aynı döviz cins ve miktarı üzerinden yasal faiziyle birlikte ödemek zorundadırlar.
 
Haberde iddia edildiği gibi her ne sebeple olursa olsun eğitiminde başarısız olanların hemen çağrılıp tazminata düşürüleceği iddiası doğru değildir. 
 
Bakanlığımız geçmişte olduğu gibi gelecekte de kendi elinde olmayan sebeplerle eğitimini tamamlayamayan öğrencilerimizin mağduriyetini gidermek için ilgili taraflarla görüşmeler yaparak hukuki sınırlar içinde gerekli tedbirleri almaya devam edecektir.
 
Bu nedenle bursiyer öğrencilerimizin çalışmalarına odaklanması ve çalışmalarını bir an önce başarıyla tamamlayarak ülkelerine dönmesi en büyük arzumuzdur.
 
Bu süreçte öğrencilerimizin Bakanlığımıza resmi kanallarla bildirdikleri her tür sorunla anında ilgilenilmekte ve kendilerine gereken destek sağlanmaktadır. Ancak sayısı az da olsa aldığı bursların gereğini yerine getirmeyen ve doktorasını tamamlamayan kişilerden ise yurtdışında kendilerine yapılan masrafın geri istenmesi hukukun ve adaletin gereğidir.
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Basın ve Halkla
İlişkiler Müşavirliği
 
 
Kefil bulamıyoruz!
 
 Meseleyi çok iyi şekilde yansıttınız. Benim söylemek istediğim şey şu. Intihar etme olayı
gerçek, çünkü başarısızlık anında kefillerinizin 500 000 TL (ceza ve faizlerle birlikte) gibi bir borç ödeme durumu oluyor ki,
Tazminat sadece siz eğitim sırasında vefat ederseniz düşüyor. Yeni gelen yüksek öğretim genel müdürü, sanki bir talimat almış gibi,
bütün şartları zorlaştırmaya başladı. Bu iş böyle  giderse fazla burslu kalacağını zannetmiyorum. Şuan en az 100 İngiltere burslusu master dan sonra
doktora yapmamaya karar vermek zorunda kaldı. Bin bir uğraşla bursu kazanan çoğu arkadaşımızda bu şartlarda kefil bulamamaktan, hiç bursa başlayamayacak.
 
Aileler de üzüntülü
 

 Kaleme almış olduğunuz yazı için teşekkür ederim
 bende evladımı, bu hayallerle yurt dışı Fransa'ya gönderdim oradaki ateşelerin ilgisizliği ve öğrencileri  yardımcı olmayışı konuları bilmeyişi. bir baba yıda tazminat durumuna  düşürdüler. evladımın borcunu ödemekteyiz. ve hayaller hep boş bizim milli eğitim bu konuda hiç bir şey yapamaz ve bilmezler olan ailelere ve yıkılan ve yıkılacak olan yuvalara olacaktır saygı ve selamlar.
 
Önemli ve acil
 
Bugünkü milliyet gazetesinde meb' in yurtdbursla gönderip ülkeye dönüaragörevlisi olarak çalarkadadoktorosunu bitirememesi durumunda tazminat ödeyeceklerini belirten yazokudum. Bu o arkadayapbüyük bir hakszaten devletin burs verdibirine senet imzalatmasçok yanlen çok verdibursu geri istersin. Daha önce attmailde de oldugibi 50d sorununa ne zaman gündeme getirecemerak ediyorum. Genç Bakprogramyök yetkilileri veya bazrektörlerle 50d li "burslu" görünen ama tüm 33a ve oyp kadrolarasistanlar gibi çalarkadabiraraya getirip bir gündem yaratmanbekliyorum. Çünkü meb' in burslu gönderip doktorosunu bitiremeyip sorun yaarkadasorununa dene kadar güzelse an doktorosunu bitirip atarkadasorunu o kadar önemli ve acil.
 
 
İş garantisi
 
Uzun suredir yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Oncelikle egitim konusu ulke gundemine tasiyan ender kisilerden biri oldugunuz icin tesekkur ediyorum.
Bu MEB burslari konusu gercekten cok cetrefilli konu, Size yazan arkadas tek bir yonunu aktarsa da ben akademinin icinden biri olarak fikirleirmi aktarmak istedim.
Oncelilke bugun gelismis ulkelerin hic birinde is garantili doktora bursu soz konusu degil. Arkadaslar yuksek beklenti demis ancak, 5 sene garanti doktora bursu uzerine iyi okullarda iyi sehirlerde 10 senelik is garantisi hic bir gelismis ulkede yok. (Zorunlu hizmete bir yandan da bu sekilde bakabiliriz). Avrupa ve Amerika'da surekli artan doktorali sayisi, ozellikle sosyal bilimlerde rekabeti cok ust seviyeye cikariyor. Rekabet her ne kadar surekli iyi bir sey olmasa da, gerek egitim gerek arastirma konularinda citayi yukari ceken bir oge. Bu tip uygulamalar daha cok, egitim ve is gucu bulunmayan ucuncu dunya ulkelerinde (ornek olarak 1929 Turkiye'si) gorulmekte.
Sizin de sikca elestirdiginiz, yuksek egitimde nitelik yerine nicelige onem verildigi icin, bu tip uygulamalarla acilan onlarca universiteye kadro bulunmak istense de, bu is garantisi cogu adayda rehavete yol acmakta. Kendi tanidigim cok sayida aday, cok iyi okullarda doktoralarini tamamlayip, yayin cikarmadan, proje yapmadan mezun olmakta, cunku ne olursa olsun ise alinacaklari soylenmis.. Yurtdisinda da bu burs konusu bilindigi icin, "en iyi is gucu, ucretsiz isgucudur" mantigiyla bu adaylari iyi universitler hocalar alip, "mezun olursa olur, olmazsa olmaz" seklinde bir yaklasimla cok da umursamadan calistiriyorlar.
Diğer taraftan bakinca "zorunlu hizmet", diger taraftan genc nufusta issizligin yogun oludugu ulkemizden bakinca da "is garantisi" icerigi olan, devlet parasi ile yapilan bu egitimin pek de saglikli oldugunu dusunmuyorum. Tabi ki bu insanlar, bu sartlarda kabul edilmisse, MEB, taahutlerini tutmali ancak, gerek akademik gerekse bilimsel nedenlerden MEB programi onemli sorunlar icermekte.
Iyi calismalar ve gunler dilerim
 
 
Haksızlık ediliyor
 
Ozur dileyerek, son birsey demek istiyorum. tamamlayamama orani sayet olsun %10-20. bu 500-1000 ogrenciye karsilik gelir. Maxiumum masraf yapilsa bu ogrencilere 1.5 - 3milyar tl eder. Bu isin maksimum boyutu. Boyle bir mevla icin bu kadar gencin (tamamlayan yada tamamlayamayan) performansi, psikolojisi, gelecegi mahvedilemez. Durum cok ciddidir. Bizler bu memleket adina gonderilmis elimizden geleni yapmak isteyen kisileriz.
Ek olarak, bizler Turkiye'deki universiterlerden basari ile mezun olan kisiler olarak, bizim basarisizligimizda sadece bizemi ait olacak. Eger ki biz basarili olursak, bizimle ovunulecek bir yerde takilirsak, yuzumuze bakan herkes hem ailenin hemde kefillerinin hayatini mahvettin diyecek. Dusunulmesi gerekir. Bunlarin basarili akademisyenlere dusundurulmesi degil. Ben isimi dusunmek istiyorum her gece yastiga kafami koydugumda, memleketim ailem adina ne yapabilirimi dusunmek istiyorum, tazminata kalirsam ne yaparimi degil. Lakin, bunu dusunmeyen bursiyerde ( KREDI CEKMIS BASARILI AKADEMISYEN) suphesizki olamaz.
 
Aklımız başka yerde
 

Ben 1416 sayili kanuna tabi bir ogrenci olarak, bugun ku kose yazinizi okumus bulundum. Tazminat durumu kesinlikle ogrencilerin performansini kisitlamaktadir. Bizler, yani basarili olarak gonderilmis kisiler olarak, tazminat endisesi ile ya calisma konusunda riske girmeyip basit konularda calismaya gidiyoruz yada oxford cambridge gibi universiteler yerine daha garanti universitelere gidiyoruz. En onemliside basari performansimiz surekli tazminati dusunme endisesi ile geriye dusmektedir. Dusunun basarili diye gonderilen bir ogrenci sayet doktorasini tamamlayamazsa 32-33 yasinda issiz ve hayata 700-800bin tl gbi asronomik bir borcla baslayacak.  Basarili diye gonderilen insanlar yani bu ulkenin gelecekleri hayati kararmis olacak. Dusunulmesi gereken unsur su. Kim basarisiz olmak ister. Burada kim cok iyi bir egitimle egitimini tamamlamak istemez. Zorunlu gorev muhakkakki olmalidir. Ancak geri donmeme durumunda tazminat kabul edilebilirdir. Beni annem hasta hali ile okuttu. 33-34 yasinda sayet tazminata kalirsam annemin yuzune nasil bakarim diye dusunmekten egitimime motive olamiyorum. Hukuk basta vicdanlar icindir. 700bin tl yi omrumuzun sonuna kadar da odeyemeyiz.Iclerimizde cocuklu aile kurmus insanlarda var. Sunu sormak istiyorum; Bir memur, bir siyasetci, gazeteci, sporcu yada x bir kisi hayatta attigi en kucuk basarisizlikta yada sendelemede simdiye kadar kazandiklarinin faizli iadesi ve isten cikarilma ile karsi karsiya kalsa ne olur ne kadar verimli olur. Kendisi yada esi meslek sahibi olan insanlar kendilerine lutfen su soruyu bir sorsun. Eger isinizde bir hata sendeleme takilma yaparsaniz, tum kazandiklarinizi geriye tazminatli sekilde odeyeceksiniz. Siz odeyemezseniz, size kefil olan insanlar odeyecek. Buyrun hayirli isler, lutfen bunu dusunmeyin ama isinize konsantre olmaniz en onemlisidir. Siz tazminatimi dusuneceksiniz yoksa o zihinleri egitimemi yoracaksiniz.
 
 
Bize şaşı bakılıyor
 
Bugunku kose yazinizdan esinlenerek size bu maili yazmak istedim. Okumaya vaktiniz olur mu bilemiyorum ama ben de bir MEB bursiyeriyim. Durumumuzla ilgili anlatilcak cok cok seyler var. Umuyorumki siz bizim Turkiye'ye acilan sesimiz olursunuz. Her birimiz burda evinden, ailesinden uzakta hem okumaya, hem de hayat mucadelesi vermeye devam ettigimiz su gunlerde bir de MEB tarafindan sinaniyoruz. Oncelikle bu aralar en buyuk sorunumuz 'burslar!'. Normal sartlarda eger duzenli aliyor olsak, maaslarimizi ay basinda aliyoruz, ancak yil sonu olmasi, butce hesaplanmasi vs gibi sebeblerle Ocak ayi burslarimiz gec yatiyor. Butun ogrenciler bu zorlugu cekmekte ve kendilerince tedbir almaya calismaktadirlar. Ancak ay sonu(26 Ocak) olmasina ragmen hala burslarimizi alamadik. Bu da yetmezmis gibi daha fazla ortaligi ayaklandirmayalim diye burs listeleri yayinlanmaya basladi. En azindan biliyoruzki bu ayki burs listesinde adimiz var. Icimiz cok rahat! 'Listeler hazirlandi.' 'Bugun bankaya para aktarimi olcak.' gibi duyurulari meb'in sayfasinda gormek siradan. Ancak kimse bilmiyor biz o parayi ne zaman aliriz, faizli kiramizi ne zaman oderiz...Bircok arkadasimi biliyorumki bu ay bursunu alamadigi icin kira odeyemeyip ev sahibiyle sorun yasayan, tasinmak zorunda kalan, yada zamli kira odeyen (sanki burslar yetermis gibi!). Fikra gibi baska bir durumsa baskanin kendi aciklamasidir: "Birbirinizden borc aliverin!". Hepimiz ayni durumdayken kim kimden borc istesin?? Hepimiz belli yaslara gelmis insanlariz hala babamizdan para istemek zor oldugu gibi kimimizin ailesi zaten para gonderebilcek durumda olsa bursla degil babamizin parasiyla gelirdik! Mesala MEB calisanlarini maaslari bir ay gecikmeli yatsa neler olurdu acaba??
Bir de gectigimiz gunlerde New York 'ta toplanti yapildi. Bakanliktan gelip bize burda yeni yazilimi anlatmak ve sorunlarimizi konusmak uzerine bir toplanti duzenlendi. Fakat karsilarindakilerin universite mezunu oldugunu unutarak davranmalari cok aci. Ozellikle Ankara MEB calisanlarinin uslubu ve tavri gercekten hic hos degil ve cok rahatsiz edici.
Dahasi, bizler burda ogrenci statusundeyiz. Bu durumun cok fazla eksik yanlari var. Bizlere taninan hic bir ozluk hakki yok. Taa ki donup de mecburi hizmete baslayana kadar. Bizlerin bir ailesi var mi kimse sormuyor.Cocuguyla gelen, burda bir aile kuran ne sartlarda yasarsa yasin kimsenin umrunda degil... Sonra da burslu giden arkadaslarimiz donmuyorlar deniyor... Cunku bizi burda sirtimizdan vuruyorlar. Hergun yeni bir kanuna, yeni bir gune uyaniyoruz. Elde edilmis bir hak var ama hergun yeni bir kanunla elimizden aliyorlar...
Yani bu bursun gercek acilimi sudur: basarili olursaniz 'Burs', olurda herhangi bir durumdan(danisman,konu zorlugu,saglik sartlari...) basarisiz olunursa 'Yuksek Faizli Kredi'. Kose yazinizda bahseden arkadasim gibi insalari burda caresizlige ve sorunlara itmeleri, insanlarin aklina intihar etmeyi getirmektedir. Cunku gercekten baska cikisi olmicak noktaya itiyorlar insanlari. Bizler burda yeterince stresli ve zor sartlardayiz ama ordan hersey cok parlak gozukuyor!
Butun bunlara ragmen hersey yolundaysa, cok mutluysaniz her sarta ragmen 'bursunuz hayirli olsun!!!'.
Okumak icin vakit ayirdiginiz icin cok tesekkur ederim.
 
 
Eski tas eski hamam
 
Sayın Güçlü, merhaba;
Size yine çok mühim, fakat maalesef gözardı edilen, kenara itilen konuları gündeme taşıdığınız için teşekkür ederim.
Eğitim, Eğitim, Eğitim.
Memleketimizin en mühim meselesi olmasına rağmen benim araştırmalarıma göre, değil son 10 sene, yaklaşık 150 seneden beri yap-boz halinde sürüp gidiyor eğitim maceramız; beyinlerimiz, insanımız, gençlerimiz adeta çürütülüyor.  Kasıt var mı bilemem, ama beceriksizlik ve plansızlık olduğunu kesinlikle söyleyebilirim.  Sakin bu ülkenin son 10 yılına damgasını vurmuş olanlar bundan alınmasınlar, dediğim gibi 150 senelik harebeyi 10 sene de hemen düzeltmek kolay değil.
Eğitim meselesinin mühim parçalarından biri de memlektimizdeki yüksek kalitede, değişik alanlarda uzmanlaşmış ve birikimini daha geniş kitlelere aktarabilecek yetişmiş insan, doktoralı bilim adamı eksikliğidir.
Bunu bir önceki YÖK başkanımız nihayet görevinin sonuna doğru dillendirmeye başlamış ve bu konuda bir iki yazı da yazmıştı.  Yeni YÖK idarecilerinden bu konuda çok ümitliyiz.
 
Ama bugünkü yazınızda da dile getirdiğiniz gibi eski hamam eski tas usulüyle olamaz, devam edemez.  Memleketimizin parasına yazık, daha mühimi insanına yazık.  Bu konuda çok kişiye eziyet edildi geçmişte, anlaşılan hala da devam ediyor.
 
Problemleri tek tek yazmak yerine, kestirmeden neler yapılabilir onu sizinle paylaşayım.  Ben de aynı yollardan geçtim çünkü.
 
1) Bu konudaki en mühim değişiklik, artık yurttdışına YL ve PhD için öğrenci göndermeME politikası olmalı.
 
2) Bunun yerine memleketin en az 10-20 lisansüstü eğitime odaklanmış üniversite ve araştırma merkezinde, YL’ni tamamlamış, doktorasının derslerini bitirmiş öğrencilerimizi araştırma tezlerinin bir kısmını yapmak üzere 1-2 seneliğine, kendileri ve hocaları (danışmanları) tarafından belirlenen yerlere araştırmacı olarak göndermek olmalı.
 
3) Aynı şekilde yeni doktorasını bitirmiş araştırmacılardan seçkin olanlarını da yine 1-2 seneliğine araştırmalarını derinleştirme, uygulamaya geçirme, ya da çeşitlendirme maksatlarıyla yurtdışına gönderebiliriz.  Bunu bir nebze hem Tübitak, hem de YOK yapıyor şu anda.  Ama nasılını sormayın lütfen, yine adam kayırma, yine kalitesizlik, yine plansızlık, vs. vs.  Denetimsizlik ve hesap sor(a)mama en büyük sebeb.
 
4) Yine aynı şekilde seçkin akademisyenlerden de hizmetlerinin her 5-6 senelerinde 1-2 senelik bir yurtdışı araştırma odaklı görevlendirme yapılabilir.  Bunu da aslında şu anda hem YÖK hem de Tübitak yapıyor, bu yönde programları var.  Amma, yine nasılını ve kalitesini, kazanım oranını sormayın.  Adeta 3 aylığına geziye gidiyorlar desek yalan olmaz.  Birebir şahit olmasam, yazamazdım bunu.
 
5) Bu konudaki son teklifim de artık bu yurtdışı araştırmalarını sadece ABD, İngiltere, Avrupa üçgeninden kurtarıp, alanına göre en azından yarı yarıya diğer ülkere (Çin, Singapur, Hindistan, Malezya, Rusya, Orta Doğu, Brezilya) de  yönlendirmemiz lazım ki geri dönüşlerinde üniversitelere, öğrencilerine bir çeşitlilik, farklı perspektifler, metodlar sunabilsinler.
 
Bir de bu yurtdışına gönderilenleri, MEB’de ya da YÖK'te hayatından bezmiş bir memurun ya da avukatın eline bırakmamak lazım.  Çoğu geri dön(e)muyor, dönenlere de eziyet ediyorlar.  Yurtdışında doktorasını tamamlayıp, Türkiyede profesör seviyesine bir şekilde gelmiş kişilerin yarısından daha fazla yayın yapmış genç arkadaşlarımızı bir ilimizin MEB İl Müdürlüğünde fotokopi çektirdiklerini biliyorum.  Yazık oluyor, yapmayalım, etmeyelim, kendimize, çocuklarımıza ayıp ediyoruz….
 
 
Nerden Nereye?..
 
Bu günkü yazınız,Yurt Dışına Doktoraya gönderilenlerin yaşadıklarını,Ank.Er.Tek.Yük.Öğrt.Okulunu bitirdiğim 1975 yılında hem de kör-cahil olarak yaşadığım günlere götürdü,bendenizi.Önceki iletime yanıt verseydiniz eğer,Size ne konu ve ne donelerle hitap etmek isterdim.
Ama bizler Yüksek Okullu,Sizler de Ünversite ve FAKÜLTE lisiniz.Haklısınız.En azından KARİYER farkımız var.Prof.Dr.Metin ASLAN,Prof.Dr.Recep KANIT,Prof.Dr.Abdullah SÖNMEZ,daha niceleri bendenizle aynı sıra ve sınıfta teneffüs ettiler.O sene Asistan olma fırsatımı O Yurdışı nedeniyle kaçırdım.Keza ertesi yıl Okulun tüm kadrosu değişti.Yapı Böl.ne aldıkları Abdülkerim YÜKSEL bir yıl dil eğitiminden sonra Erzurumda İnşaat Malzemesi Ticaretine devam edeceğini daha sınav sonuçları açıklanmadan söylemişti.Öyle de yaptı.Küçük kardeşi Abdulkadir de sınıf arkadaşım olur.
 Ama Sayın GÜÇLÜ,diğerleri neyse de o yılki Üniversite Seçme Sınavında İKİNCİ olan zat-ı muhteremi unutmam mümkün değil.Keza GÖTHE Üniversitesinden akseptansını yarım saatte yıldırım telgrafıyla aldı,hem de özel dövizli.Biz mi?tabi ki, bakakaldık.Ne yazıktır ki o yıl giden tam adını hatırlıyamadığım Elektrlkçi Arkadaşın başına aynı Sizin konu ettiğiniz benzerini yaşadı.Kıbrıs nedeniyle DEVLET para bulamadığı için bursunu kesmiş,en son GEBZE de bir Japon ortaklığı Teknik Lisede çalıştığını duydum.Onu da başkasından.O nedenle kendimi Allahın sevgili kulu olarak görüyor ve halime defalarca ve de Sonsuz Şükürle hamd ediyor,Elhamdülüllah diyorum.
    Ne var ki askerlik sonrası AÜHF için geldiğim Ankarada KIZ Meslek Lisesine dışardan Teknik Resim dersine başladım,ama dört ay sonra yerimden kıpırdayamaz hale geldim.Hem Ankarayı,hem AÜHF ni terk eyledim.1981 den berü de YÜİF de kayıtlı ÖĞRENCİYİM.Şüküler Sana Ya RABBİM.
     Şimdi tek Oğlum ODTÜ de doktora ve Aselsanda da Yük.Mak.Müh.
Kaç kere şükür gerekir SİZCE?
 
 
MEB Haklı!
 
Daha once de size yazmistim. 5 yilda 5 bin ogrenci projesi hakkinda yazdiklarinizi okudum. Izin verirseniz MEB'i suclayan arkadasin e-maili hakkinda bir seyler soylemek istiyorum:
Ben bu projenin ilk ogrencilerindenim. 2006 yilinda Ankara-Merkez'de sinif ogretmenligi, yuksek lisans yaparken hatta esim de is guc sahibiyken ciktim ABD'ye geldim. Oncelikle sunu belirtiyim. Bize basta soylenenden farkli hicbir durumla karsilasmadim. Bursun az oldugunu yetmeyecegini biliyordum. Is buldum. Hem okudum hem  calistim. Esimin saglik guvencesinin olmayacagini biliyordum. Sartlari arastirdim. Esim Medicare ile iki kiz cocugu dogurdu. Kit kanaat geciniyorum ve su an da doktora teziyle ugrasiyorum. Hem calisip, hem okuyorum.
Bu surecte burslar artirildi. Yetiyor mu? Hayir! Hala yetmiyor. Ama kimse bize siz gidin bursu $5.000 yapacaz diye gondermedi. Son cikan yonetmelikle hem okuldan maas, hem MEB'den burs alma imkani dogdu ki buyuk sans yeni gelecek arkadaslar icin. Ozetle maddi acidan isler zor ama kimse kandirilmis gibi davranmasin.
 
Gelelim tazminat meselesine:
 

1461 sayili kanunda daha onceden de bulunan basarisiz olma durumunda tazminatli duruma dusurulup devletin o zamana kadar yaptigi masrafin devlete tekrar odenmesi olayi yeni bir olay degil. Daha onceden MEB in uygulamadigi bu durum simdi kesinlesmis oldu. Kimse kusura bakmasin siz Sirnakli Ayse'nin babasinin devlete odedigi vergi ile okuyorsunuz. Buyuk heyecanlarla bursa basvurup sonra kazaninca da MEB hakkinda atip tutmaya da gerek yok. Bunlari zaten biliyordunuz ve o senetleri tam da bunun icin imzaladiniz. Ozel durumu olan arkadaslar olabilir ki bu durumda MEB oldukca yardimci oluyor. Ama zaten devlet kisiye ozel kanun cikartmaz. Ayrica ben gece sabahlara kadar ders calisiyim basarili oluyum baskasi calismasin, doktora, mastir bitiremesin bir de gelsin kadro istesin. Yok oyle birsey. Bu bana haksizlik olur.
 
Anlayacaginiz durum o kadar da kotu degil. Burslar zamaninda yatiyor. Bir cok genc okuyor. Ozellikle son yapilan akademisyen zammindan sonra biraz daha rahatladik. Donunce en azindan Yard. Doc. kadromuz direkt verilse fena olmaz ama o da yine abartilmayacak bir problem.
 
Saygilar
 
 
Hevesimiz kırılmasın!

Bugün yazmış olduğunuz yazı için size çok teşekkür ederiz. O kadar çok sorunumuz var ki nereden başlasak bilemiyoruz.
Yurt dışına eğitim için gönderildik.Döndüğümüzde üniversitelerdeki hem hocaların hem de personelin beklentisi; ülkemizin yurt dışında ki üniversitelerden ne kadar da başarılı bir durumda olduğunu ispatlayacak hal ve davranış içersin de olmamız gibi bir beklenti içerisinde olduklarını gördük. Aksi davranışın da sonuçlarının ne olacağını zaten söylememize gerek yok.
3 Mart 2014 günü resmi gazetede yayınlanan ve 1416 sayılı yasa ile yurt dışında öğrenim gören öğrencilerin yurt dışında geçirdikleri yılların hizmete sayılması yasasını da ellerine yüzlerine bulaştırdılar.2014 yılının başında hak ettiğim 3. dereceyi iptal edip.5. dereceden sayıp uygulamayı yaptılar ve elde var sıfır. Ayrıca bu yıllar da hizmete sayılmadı ve sayılmaması içinde hem üniversiteler hem de SGK inanılmaz bir mücadele örneği sergilediler.
Daha fazla vaktinizi almadan burada bitiriyorum.
Umarım fırsat buldukça çalışma hevesimizi yok eden bu konuların unutulmayan konulur olduğunu hatırlatır ve biraz da olsa umutlu oluruz.
Saygılarımla,

                                      

Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)