adscode

EĞİTİM ÖRGÜTLERİNDE “MOBBİNG” 

İş hayatı başta olmak üzere;  yaşamın her alanında çok sık kullanılmaya başlanan “mobbing” kavramını tüm boyutlarıyla ele alarak değerlendirmekte yarar vardır.

ikegitmeni@hotmail.com




Kültürel ve sektörel fark gözetilmeksizin toplumsal hayatın her alanında yarattığı yıkım ile evrensel bir sorun haline gelen “mobbing” kavramı; eğitim örgütlerinde de son yıllarda gündemde olan bir kavramdır. Peki, mobbing nedir? Bu kavramın anlamı, eğitim çalışanları tarafından doğru algılamakta mıdır? “Mobbing’in” eğitimdeki boyutları ve sonuçları nelerdir? Bu soruları irdeleyerek sorun ile ilgili farkındalık oluşturmaya çalışacağım.

İngilizce kökenli bir kelime olan “Mobbing” kavramı, ilk kez 19. yüzyıl başlarında biyologlar tarafından hayvan davranışları için kullanılmıştır.  Konrad Lorenz, 1960’lı yıllarda yaptığı  araştırmada; küçük hayvanların kendilerinden büyük hayvan saldırılarına karşı oluşturdukları toplu saldırılar ile koruma amaçlı geliştirilen hayvan davranışları için “mobbing” kavramını kullanmıştır. Örneğin kuş gruplarının kendilerini tilki saldırılarına karşı korumak için toplu olarak tilkiye yapılan saldırıyı örnek vermiştir.  Başka bir örnek ise kuluçkadan yeni çıkan kuşlar arasında yaşanan davranışı örnek vermektedir. Kuluçkadan yeni çıkan kuşlar içerisinde en zayıf ve çelimsiz olan kuşun diğer kuşlar tarafından yiyecek ve sudan uzak tutularak dışlanması, en zayıf olduğu durumda da fiziksel saldırıyla öldürülmesi davranışı da bu kategoride “mobbing” olarak değerlendirilmiştir. İsveçli Doktor Peter-Paul Heynemann, “okulda bir grup çocuğun, tek bir çocuğa karşı yıkıcı hareketlerini”  1972 yılında mobbing kavramı kullanarak açıklamıştır. İş yaşamında ise “mobbing” kavramı ilk kez, seksenli yılların başında İsveçli endüstri psikoloğu Heinz Leymann tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Türk Dil Kurumu, “mobbing” kavramının karşılığı olarak “bezdiri” kelimesini kullanılmıştır. Bezdiri; "iş yerlerinde, okullarda vb. topluluklar içinde belirli bir kişiyi hedef alıp, çalışmalarını sistemli bir biçimde engelleyip huzursuz olmasına yol açarak yıldırma, dışlama, gözden düşürme" şeklinde tanımlanmıştır. Mobbing, Latince “mobile vugus” kelimelerinden türetilmiş bir kavram olup bir grup insanın topluca, başka birine saldırması, yıldırtması şeklinde tanımlanabilmektedir. Yukarıda da ifade edildiği gibi hayvanların kendilerini daha güçlü hayvanlara karşı korumak için içgüdüsel geliştirdiği davranışlar, günümüzde iş yaşamında, toplumsal hayatta çok ciddi sorunlara neden olan bir saldırı biçimi olarak evrensel bir kavram olarak hayatımıza girmiş bulunmaktadır. “Mobbing” kavramı, ülkemizde çok iyi bilinmemekle birlikte farklı da yorumlanabilinmektedir.  Türkçe karşılığı olarak iş yerinde  uygulanan  psikolojik şiddet, psikolojik taciz, yıldırma  şeklinde anlamlandırılan “mobbing”i  herhangi bir saldırıyla karıştırmamak gerekir.  “Mobbing”in en temel ayırt edici özelliği, devamlı olması, sistematik, uzun süreli ve stratejik olmasıdır. “Mobbing” de fail, aynı işyerinde çalışan olmalı ve güçler arasında denge olmamalıdır.  “Mobbing” ile ilgili yapılan bilimsel araştırmalar “mobbing’e” genellikle iş yaşamlarında; zekâ, dürüstlük, yaratıcılık, başarı gibi birçok olumlu özellik gösteren duygusal yönden zeki insanların uğradıkları görülmektedir. Yasal olarak kanıtlanması zor olan “mobbing”,  kişileri iş yaşamında yalnızlaştırmaktadır. “Mobbingde” hedef alınan kişiye, alaycı ifadeler ve tavırlar sergilenir. Hakkında dedikodu yapılır, gülünç duruma düşürülür. Ortalama birisi tarafından dikkate alınmayacak ölçüde önemsiz bir şekilde başlatılan taciz davranışları, bir süre sonra da dayanılmaz hale dönüştürülür. Yapılan bilimsel araştırmalarda “mobbing” uygulayan kişilerin ise aşırı kontrolcü, korkak, işleri için vazgeçilmez olduğunu düşünen,  kişilikleri zayıf, statü açlığı olan kişiler olarak tanımlanmaktadır. “Mobbing’e” uğramış kişilerde; iştahsızlık, depresyon, sıkıntı, endişe, hareketsizlik, ağlama krizleri, unutkanlık, alınganlık, ani öfkelenme, suskunluk, yaşama arzusunun kaybı, daha önceleri sevdiği şeylerden doyum almama gibi birçok psikolojik sorunu gözlemek mümkündür. “Mobbing’in”  en ileri aşamalarında intihar gibi vakalar da görülebilmektedir.   

Evrensel bir olgu olan “mobbing”,  iş yaşamının her alanında olduğu gibi eğitim öğretim örgütlerinde de çok ciddi olumsuz sonuçlar oluşturmaktadır. Eğitim öğretim örgütleri, insan yaşamının geleceğinin şekillenmesinde en önemli yere sahiptir.  Eğitim örgütlerinde görülen yıldırma ya da bezdirme saldırıları, gelecekte telafisi mümkün olmayan sorunlara yol açmaktadır. Eğitim öğretim örgütlerini; yöneticiler, öğretmenler, çalışanlar, öğrenciler ve veliler oluşturmaktadır. Eğitim öğretim örgütleri iş yaşamında da diğer sistemlerin girdilerini oluşturmaktadır. Bu nedenle; eğitim öğretim örgütlerindeki “mobbing”  bir ülkenin geleceği üzerinde derin izler yaratmaktadır. Eğitim öğretim örgütlerindeki tüm paydaşların “mobbing”  konusunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Öğretmenlerin “mobbing” algısına yönelik yapılan bilimsel araştırmalarda; öğretmenlerin büyük oranda okul müdürlerinden, müdür yardımcılarından, diğer öğretmenlerden, öğrencilerden ve en son olarak okul çalışanları tarafından “mobbing”e uğradıkları anlaşılmaktadır. Yapılan bilimsel araştırmalar “mobbing” uygulamalarının çalışanlar ve örgüt üzerinde çok olumsuz etkileri olduğu tespit edilmiştir.   Eğitim öğretim örgütlerinde görülen “mobbing” öğretmenlerin iş verimini düşürerek tükenmişlik sendromuyla birlikte iş doyumu üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaktadır. Eğitim öğretim örgütlerinde öğrencilerin maruz kaldıkları “mobbing”  saldırılar ise öğrencilerin tüm yaşamlarını ve geleceklerini etkilemektedir. Eğitim öğretim örgütlerinde görülen şiddet ve intihar olayları ile birlikte mobbing saldırılarının, sosyal, psikolojik, ekonomik ve hukuksal boyutları ayrıntılı ele alınmalıdır. “Mobbing” saldırıları ağır ceza suçları kapsamına alınarak hukuksal düzenlemeler yapılmalıdır. “Mobbing”  ile mücadele, siyaset üstü değerlendirilmesi gereken bir konu olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle; o sendika, bu sendika demeden tüm eğitim sendikalarının mobbing ile mücadele konusunda ortak bir tavır sergilemeleri gerekmektedir. Öğretmen yetiştirme süreçlerinde “mobbing” konusuna yer verilmelidir. Öğretmen atamalarında ve görevlendirmelerinde öğretmen adaylarının psikolojik durumları, kişilik envanteri testleriyle değerlendirilmelidir. Mülakat gibi sübjektif değerlendirme kıstasları yerine; psikolojik yeterlilik ya da kişilik envanteri gibi bilimsel veriler, atama kriterleri içerisinde yer almalıdır. Karar verici kadrolara atamalarda da mülakat gibi sübjektif değerlendirme kıstasları yerine;  kişilik envanteri testlerinin de içerisinde yer aldığı, kariyer ve liyakati esas alan daha objektif ve bilimsel değerlendirme kıstaslarına yer verilmelidir. Sonuç olarak “mobbing” ile mücadele konusunda ortak ulusal bir strateji geliştirilmelidir.

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)