adscode

ÖĞRENCİLERDE VE ÖĞRETMENLERDE KAYGI ARTIYOR! UZMANLAR AŞI DİYOR!

Ülkemizde pandemi ortamında eğitim öğretimle ilgili uygulamalar konusunda kafalar karışık.

ikegitmeni@hotmail.com




Pandemiyle mücadelede illerin risk haritalarının çıkarılması ve yüz yüze eğitimle ilgili kararların illere devredilmesi, illerde yüz yüze eğitimle ilgili farklı uygulamaların ortaya çıkmasına neden oldu.  İller COVID-19 risk değerlendirme kriterlerine göre, "Düşük riskli (mavi), orta riskli (sarı), yüksek riskli (turuncu) ve çok yüksek riskli (kırmızı) olarak 4 kategoriye ayrıldı.

Liselerde birinci döneme ait yüz yüze sınavlar bitirildi. Birinci dönem konularının sadece ilk iki ünite ile sınırlandırılması ve yazılı değerlendirme sorularının pandemi koşulları dikkate alınarak daha basit tutulmasına rağmen, değerlendirme sonuçlarının iç açıcı olmadığı görülmektedir. Uzaktan eğitimle ilgili öğretmenlerin özverili çabalarına önceki yazılarımda değinmiştim. Uzaktan eğitimle ilgili yapılan bazı araştırma sonuçlarının, eğitim sitelerinde paylaşıldığı görülmektedir. Bu araştırma sonuçlarında nerdeyse, uzaktan eğitim yüz yüze eğitime tercih olarak gösterilmektedir. Eğitimle ilgili küresel dijital pazarların uzun yıllardır uzaktan eğitimin yüz yüze eğitim yerine geçeceği ile ilgili vizyonlarını anlatırcasına, uzaktan eğitimin başarısı paylaşılmaktadır. Eğitimde üniversitelerde uzaktan eğitim toplantıları düzenlenmektedir. Öğretmenler, nerdeyse her hafta bir uzaktan eğitim etkinliğine katılmaktadırlar. Bu eğitimlerde, katılımcıların ancak yüzde 20 sinin aktif olduğu ile ilgili bilgiler alınmaktadır. Eğitimcilerin bile uzaktan eğitime katılımı bu kadar düşük iken, çocuklardan ve ergenlik çağındaki gençlerden uzaktan eğitimde başarı beklemek ne kadar gerçekçi… Bu konuyla ilgili daha ayrıntılı değerlendirmeleri ilerleyen günlerde tekrar yapacağım. Ancak, eğitimle ilgili yazılarda aynı tekrarları yapmak, benzer konuları sürekli gündeme getirmek bizleri de yormaktadır. Bu nedenle, eğitim yazılarımda aynı tekrarlara düşmemek için yazılar arasındaki arayı uzun tutmaya başladım.

Öğretmenler ve eğitim çevreleriyle yaptığımız görüşmelerde, COVID-19 nedeniyle eğitim çevresinde de yaşanan ölümlerin öğretmenleri kaygılandırdığı, COVID-19’un yeni varyasyonlarının çocuklarda da tehlikeli olmasının kaygı seviyesini daha da arttırdığı görülmektedir.  Peki, öğretmenlerdeki kaygı düzeylerinin yükselmesi, eğitimde yeni sorunlara yol açar mı? Öğretmen ve öğrencilerde kaygı düzeyini en aza indirmek için neler yapılmalıdır?

Kaygı bozukluğu, insanlarda en sık görülen ruhsal sorunlardandır. Birçok insan yaşamının bir döneminde kaygı bozukluğuyla karşılaşabilir. Kaygı bozukluğu,  korku ya da anksiyete olarak da tanımlanır. Kaygı ya da anksiyete, kişinin korku ya da tehdit edici duruma karşı vermiş olduğu ruhsal ya da bedensel bir tepkidir. Kaygının oluşturmuş olduğu tepkiyi her insan bazen yaşayabilir ancak, kaygı hayatımızı sürekli ve belirgin bir biçimde etkiliyorsa, ruhsal bir sorun haline geldiğinden söz edilebilir. Pandemi ortamında yaşanan tüm olumsuzluklar ve ölüm haberleri, öğrencilerin ve öğretmenlerin kaygı düzeylerini arttırmaktadır. Kaygı bozukluğu öğrencilerde dikkat dağınıklığı, derse odaklanma gibi sorunlara yol açmaktadır. Kaygı bozukluğu,  öğretmenlerde de eğitim-öğretime odaklanma gibi bezer sorunlara yol açmaktadır. Bu yazıda korku psikolojisi üzerine uzun uzun yazmayacağım ancak, COVID -19 ile mücadelede, eğitimde doğru strateji oluşturulmadığı takdirde öğrencilerde ve eğitim çalışanlarında, kaygı bozukluğu gibi bir takım psikolojik sorunların da baş göstereceğine dikkat çekmek istiyorum.

Eğitim çalışanları, COVID -19 ile mücadelede ön cephede yer almaktadırlar. Bu nedenle, COVID-19 ile mücadelede en ön saflarda yer alan öğretmenlerin COVID-19 riskine karşı korunması için aşılanmada öncelik tanınmalıdır. Ancak, bu güne kadar eğitim çalışanlarının aşılanmasında önemli bir mesafe alınamadı. COVID-19’ da tekrar vaka sayısı yükselirken ve virüsün yeni varyantları hızla yayılırken öğretmenlerin henüz aşılanamaması, öğrencilerde de vakaların görülmeye başlanması, eğitim çevrelerinde kaygıya neden olmaktadır. Öğretmenler, yüksek riskli illerde hala yüz yüze eğitime devam ettiklerini; öğrencilerde vaka artışlarının görülmesine rağmen, yüz yüze eğitimin neden devam ettiğini sormaktadırlar…

Sonuç olarak, eğitimde COVID-19 ile mücadelede doğru strateji oluşturulmalıdır. COVID-19 ile mücadelede elimizde en etkili silah aşı olduğuna göre, öğretmenlerin aşılanmasına en hızlı şekilde başlanmalıdır. Geleceği aydınlık, yarınları umut dolu bir nesil için, “ÖNCELİĞİMİZ EĞİTİM”…

 

 


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)