adscode
adscode

Açık Uçlu mu Çoktan Seçmeli mi?

Açık uçlu soruların ölçme ve değerlendirmedeki yararları asla yadsınamaz. Ancak kitlesel seçme sınavlarında açık uçlu sınavların açıkları çok fazladır. Öncelikle hiçbir açık uçlu sorunun ucu gönlümüzün…

Açık Uçlu mu Çoktan Seçmeli mi?
Özel Eğitim

 

 


Eğitime en çok zarar veren ezberlerin arasında en önemlisi olmasa bile en önceliklisi de (çoktan seçmeli) soruların ezber ölçtüğüne ilişkin basma-kalıp yargıdır. Her söyleyene çok alkış toplayan bu yaygın söylence konuyla ilgili tüm diğer gerçeklerin ve olasılıkların üstünü örtmektedir. Oysa bir sınav sorusunun yapısal biçimiyle ölçtüğü niteliğin düzeyi arasındaki ilişki bütünüyle nedensel değil büyük ölçüde istatistikseldir.

 


Yani çoktan seçmeli soru sadece ezber ölçer ve ezber başka türlü ölçülmez denemez!
Yani ezber ölçen çoktan seçmeli sorular çoktur ama ezber ölçmeyen çoktan seçmeli soru daha çoktur. Kaçınılması gereken ezber bir içeriği anlamını özümsemeden yeniden üretmektir.
Bu tür ezberciliği kışkırtan örnekleri de çoktan seçmeli sınavlardan çok yazılı sınavlarda bulunur.
Yani açık uçlu sorularla hep ezber üstü nitelikler ölçülür, ezber ölçen açık uçlu soru yoktur denemez!
Üstelik ezber ölçmeyen açık uçlu soru çoktur ama ezber ölçen açık uçlu soru daha çoktur.
Zaten bir sınav sorusunun geçerliliği sadece ne ölçtüğü ile sınırlı değildir.
Kaldı ki sınav sorusunun ne ölçmek istediği de geçerli sayılması için yeterli değildir.
Her tür sınavda ölçülmek istendiği halde ölçülemeyen bazı ögeler kalır. Ölçülmek istenmediği halde ayıklanamadan ölçüme karışan ögeler de vardır. Bir sınav sorusunun yapısal geçerliliği ölçmesi gerekenle ölçebildiğinin bağdaşma oranıdır. Bu tanım Şekil 1’de görselleştirilmiştir.

 


Şekil 1. Ölçmede yapı geçerliliği kavramı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
Açık uçlu sınav soruları herhangi bir konuda kim, ne, nerede, ne zaman, nasıl ve neden sorularının biri ya da birkaçını içeren sorulardır. Çoktan seçmeli sorular ise açık uçlu sorulara verilebilecek seçenek cevapların derlenerek “hangisinin” doğru, yanlış ya da “en uygun” olduğunun istendiği sorulardır.
Kısaca özetlersek: H=5N1K (Hangisi=Ne\Nerede\Ne zaman\Neden\Nasıl\Kim; \ = ve/veya)
Çoktan seçmeli sorularla yaratıcılık ve sentez yetisinin ölçülemeyeceği çok açık ve somut bir gerçektir. Çünkü zaten yaratıcı sentez bilinmeyen seçeneği üretmektir. Yaratıcılık ve sentez dışında kalan algılama, hatırlama, görünce tanıma, öteleme, ulama, dönüştürme, uygulama, çözümleme, ayrıştırma, ayırt etme, en uygun birleşimi bulma, ilişki kurma, yetersizlikleri, tutarsızlıkları fark etme vb. pek çok bilişsel nitelik çoktan seçmeli sorularla ölçülebilir. Çoktan seçmeli sorularla ölçülebilen bilişsel niteliklerin ancak açık uçlu sorularla ölçülebilen bilişsel niteliklerle –tam olmasa bile- çok yüksek istatistiksel ilişkili oldukları hem ayrıntılı verilerle vardanmış hem de genel gözlemlerle saptanmıştır. Ülkemizde 50 yıl boyunca çok büyük bilgi birikimi ve insan kaynağı oluşmuştur. 45 yıldan beri ülkenin üniversitelerini, fabrikalarını, bankalarını bütün kilit kurumlarını hattâ sanatını, edebiyatını bile çoktan seçmeli sorularla seçilmiş insanlar yönetmişlerdir. Bütün bu olgulara karşın açık uçlu sınav takıntısı ülkenin sınav gündemine alınarak dikkatler dağıtılmaktadır.

 

*****

 

 

 


Açık uçlu soruların ölçme ve değerlendirmedeki yararları asla yadsınamaz. Ancak kitlesel seçme sınavlarında açık uçlu sınavların açıkları çok fazladır. Öncelikle hiçbir açık uçlu sorunun ucu gönlümüzün çektiği, aklımızın erdiği kadar açık değildir. Sınavlarda kullanılacak açık uçlu soruların uçları öncelikle zamana dayanır.  Yanıtlanması üç saati geçecek sayıda ve kapsamda açık uçlu soru sorulamaz. Örneğin “Demokrasi nedir?” sorusunun cevabını Türkiye’de 80 yıldır kimse verememiştir. Sınavlarda kullanılacak açık uçlu soruların uçları müfredatla kısıtlanır. Ortaokul öğrencisine doktora yeterlilik sorusu sorulamaz.  Açık uçlu soruların ucunu tıkayan en önemli etken beklenen yanıttır yani cevap anahtarıdır. Açık uçlu sorulara verilen yanıtlar puanlama açısından ikiye ayrılır. Yakınsak ve ıraksak. “Biber gazının kimyasal içeriğinde neler vardır?” sorusunun doğru yanıtı Wikipedia’dan lisansüstü düzeydeki ders kitaplarına kadar çeşitli bilgi kaynaklarında bulunabilir. Verilen cevapların geçerli bilgi kaynaklarındaki bilgilere yakınsaması beklenir. Cevaplar bilgi kaynaklarından olduğu gibi aktarılmışsa büyük olasılıkla “ezber” demektir. Cevaplar bilgi kaynaklarıyla tutarlı ama yanıtlayıcının kendi anlatımı ise konu “kavranmış” sayılır.
Iraksak yanıtlar ise eldeki bilgi kaynaklarında bulunmayan özgün, kıvrak ve aykırı yanıtlardır.
Yaratıcılık göstergesi sayılırlar. Örneğin “Biber gazı ne işe yarar?” sorusuna son zamanlarda verilen ezberlenmiş yakınsak yanıt bellidir: Aykırı olanı bastırmak, sindirmek… Oysa Taksim Gezi parkı direnişçileri bu soruya çok farklı, ayrık, özgün, beklenmeyen cevaplar vermişlerdir. Yakınsak ve ıraksak cevapların puan karşılıkları özneldir. Örneğin “Twitter nedir?” sorusuna verilen “Baş belasıdır” cevabına bakanlık yetkilileri ile başka yetkililerin verdikleri puanlar farklı gözükmektedir.
Açık uçlu soruların yordam geçerliliği hangi yanıta kaç puan verileceğine bağlıdır.  “Yasama ve yürütme erki nedir?” sorusunu “Birleşik yüzde ellinin dağınık yüzde elliye buyurganlığıdır” diye cevaplayanlara puan veren bir öğretmene demokrasimiz yaşam hakkı tanır mı?

 

*****

 

 

 


Çoktan seçmeli soruların gerçek yaşamla bağlantılı olmadığı, öğrencilerin günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri becerilerin çoktan seçmeli sorularla ölçülemeyeceği ileri sürülür. Bu asla gerçeği tam yansıtan bir eleştiri değildir. Yaşam süreci irili-ufaklı kararlar toplamıdır. Her kararda da en az iki seçenek vardır. Ama seçenek sayısı her zaman 4-5 tane bile olmayabilir. Evlenirken elimizdeki seçenek sayısı; bizi yönetenleri seçerken elimize tutuşturulan oy pusulasındaki partiler kadar çok olmayabilir. Bankamatiklerde işlem yaparken, lokantada yemek isterken, yolculuğa çıkarken, hep önümüze konan sınırlı sayıda seçeneklere bağımlıyız. En özgür ressam bile hangi renkleri seçeceğine, en aykırı besteci hangi notaları seçeceğine karar verirken çoktan seçmeli bir süreç yaşar. Açık uçlu sınavlarda da cevaplarımızı yazacağımız sözcükler arasından, uygulayacağımız formüller arasından seçiyoruz. Bir sınav sorusunun gerçek yaşamla ilişkisi sorunun yapısıyla değil içeriği ile ilgilidir. Eğer istersek öğrencinin günlük yaşamda karşılaştıkları durumları sınava yansıtabiliriz. Örneğin öğrenciler gerçek yaşamlarında her gün polis copu ile karşılaşmaktadırlar.  Bilmelerinde yarar var: Polis copu kafaya indirilmeden önce neden havaya kaldırılır?  Yarım kiloluk bir copun başın 75 sm üstündeyken potansiyel enerjisi kaçtır ve birimi nedir?  Bu cop 25 newtonluk bir kuvvetle kafaya indirildiğinde yaptığı etkiye eşit olan tepki ne olacaktır? Copun vurulduğu yer neden morarır? Copun morarttığı bölge nasıl tedavi edilir?  İstersek öğrencilere kendi yaşamlarında kıymetini hiç bilemedikleri- “Topçu Kışlasının tarihsel değerini ve gelecek yaşamlarındaki yerini ve önemini” açık uçlu sorularla sorabiliriz. Biraz daha fazla emek ve çaba harcayarak aynı sorular çoktan seçmeli olarak da sorulabilir. Elbette çoktan seçmeli soruların hazırlanması zor, uzun ve pahalıdır. Oldukça da deneyim gerektirir. Bir konu alanı uzmanı açık uçlu soruları en çok bir gün içinde hazırlayabilir. Ama sorulacak açık uçlu soru sayısı az olursa sınavın kapsam geçerliliği azalır çok olursa bilişsel düzey düşer.

 


Diyelim ki kapsam geçerliliği de umurunuzda değil. Açık uçlu sorular iş puanlamaya gelince sorun olacaktır. Öncelikle nesnel puanlama olanaksız değilse de olasılığı sıfıra yakındır. Herhangi bir okula gidin. Matematik yazılısında sorulmuş 10 puanlık açık uçlu bir sorudan 5 almış cevaplardan sadece bir tanesini çoğaltarak ülke genelinden seçilmiş 100 öğretmene -cevap anahtarı ile birlikte- dağıtıp puanlamalarını isteyin. Verilen puanların ortalaması tam beş ve standart sapması tam “0” çıkarsa bu makaleyi yırtıp atabilirsiniz. Aynı deneyi Türkçe, Fizik, Kimya vb. derslerinde de tekrarlayın. Daha geniş dağılımlar bulacaksınız. Diyelim ki nesnellik de sizin için önemli değil. Açık uçlu soruların puanlanması –rastgele yapılmayacaksa- zaman alır. Puanlama en az üç uzman tarafından yapılmalıdır. O zaman puanlamanın maliyeti ne olacaktır?

 


Bunun kabataslak bir hesabı aşağıdaki Tablo 1’de görülmektedir:
Tablo 1. Açık uçlu soruların puanlama maliyeti için bir taslak

 

*****

 

 

 


Günde sekiz saat duraksamadan puanlama yapılamayacağı, 10 soru için puanlamaya 1 ay zaman ayrılamayacağı gibi gerçekleri göz ardı etmenin dışında umarım önemli bir yanlış yapmışımdır. Çünkü yukardaki varsayımlara göre puanlamanın maliyeti 30 milyar TL’nin üzerinde olmaktadır. Bu para yaklaşık 2000 kadrolu öğretmenin bir yıllık maaş tutarıdır. Kapsam darlığı önemli değilse, puanlama güvenilirliği önemli değilse, bilişsel düzeyin düşüklüğü önemli değilse yüksek maliyet önemli değilse önemli olan nedir, Allah aşkına?
Yaratıcılığın ve önceden kestirilemeyen bilişsel niteliklerin ölçümünde açık uçlu sınavlar çok yararlıdır. Okul ve ders düzeyindeki değerlendirmelerde uygulanmaları zorunludur. Eğer okullarda öğretmenlerin açık uçlu sınavlarla yaptıkları ölçme ve değerlendirmeler ciddiye alınırsa ilk ve orta öğretimimizdeki sorunların önemli ölçüde azalacağına eminim.
Öte yandan kaptanlar olmasa bile jet pilotları, adli tıpçılar olmasa bile cerrahlar, plancılar olmasa bile yatırımcılar, hakemler, öğretmenler, yöneticiler vb. uzmanlar mesleklerini yaparken kısıtlı seçenekler ve eksik verilerle çok sayıda, çok hızlı kararlar vermek zorundadırlar. Kitlesel seçme sınavlarındaki çoktan seçmeli sorular için yaptıkları alıştırmaların öğrencilerin hızlı okuma, hızlı yorumlama, veri değerlendirme, eksik bilgi  ile çabuk karar verme, kısa dönemli bellek vb. bilişsel yetilerini geliştirdiğini seziyorum. Bu sezgisel denencenin doğruluğunun ya da yanlışlığının sınanması  gerektiğini de biliyorum.
Hangi türde olursa olsun sınavlarda kullandığımız soruların ölçtükleri nitelikler donanımla belirlenir. Bütün sınavlarda halâ yontma kalem ve cilalı kâğıt çağını yaşamaktayız.  Öğrencilerin gerçek ya da sanal araç-gereç kullanarak ürün ortaya koymak fırsatları yoktur. Katılımcıların sadece sözel ve görsel üretimleri ölçülebilmektedir. Sınavlarda teknolojinin özelde de bilgisayarların nasıl kullanılabileceğine ilişkin düşünceler de bir başka yazının konusu olsun.

 


Prof. Dr Ali Baykal Bahçeşehir Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)