adscode

ERG raporu yayımlandı! Salgın çocukların eğitime erişimini nasıl etkiledi?

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Eğitim İzleme Raporu 2021’in üçüncü dosyası ‘Öğrenciler ve Eğitime Erişim’’i yayımladı.

ERG raporu yayımlandı! Salgın çocukların eğitime erişimini nasıl etkiledi?
Eğitim

 

 

Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğrenciler ve Eğitime Erişim dosyasında salgın sürecinde eğitime ve okulun sunduğu sosyal hizmetlere erişimi, uzaktan eğitimin durumunu ve ortaya çıkan sosyal ve duygusal ihtiyaçları çocuğun iyi olma hâlini önceliklendirilerek değerlendirildi.

 

 

2020-21, salgının başladığı 2019-20 eğitim-öğretim yılının ikinci dönemine kıyasla okulların daha uzun süre açık olduğu, seyreltilmiş yüz yüze eğitim ve uzaktan eğitimin bir arada uygulandığı bir eğitim-öğretim yılı oldu. 

 

Bu dönemde Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) öncelikli hedefi ve eğitim paydaşlarının beklentisi 16 Mart 2020’de kapanan okulların yeniden açılarak yüz yüze eğitime geri dönülmesiydi.

 

 

Eğitim yılının %44,4’ünde, yani 87 gün, tüm bölge ve kademelerdeki okullar kapalıydı.

 

UNESCO’nun hafta sonları ve resmi tatilleri içine katarak sağladığı verilere göre, 31 Ağustos 2020-2 Temmuz 2021 tarihleri arasında Meksika, Kosta Rika ve Polonya’dan sonra Türkiye Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ülkeleri arasında okulların en uzun süre kapalı olduğu dördüncü ülke oldu. 

 

31 Ağustos-18 Eylül 2020, 23 Kasım 2020-12 Şubat 2021 ve 29 Nisan-14 Mayıs 2021 tarihleri arasında tüm okullar kapalıydı. 2 Mart-28 Nisan 2021 tarihleri arasında ise okulların durumuna illerin risk düzeyine göre karar verildi.

 

2020-21 Eğitim-Öğretim Yılında Türkiye’de Kademelere Göre Yüz Yüze ve Uzaktan Eğitim

5, 6, 7, 9, 10 ve 11. sınıflarda öğrenim gören öğrenciler için okullar, 2020-21 eğitim-öğretim yılı boyunca yüksek ve çok yüksek risk altında olan illerde 20 gün, orta ve düşük riskli illerde ise 56 gün açık kaldı. 

Okul öncesi kademesi (109 gün), 1. sınıflar (99 gün), köy okulları (95 gün) ve özel eğitim okulları (94 gün) en uzun süre açık kalan kademe ve kurumlardı. 6, 7, 10 ve 11. sınıflar ise yüz yüze eğitime en kısa süre devam eden kademelerdi.

 

2020-21’de okulların dönem dönem seyreltilmiş yüz yüze eğitim için açılmasına karşın eğitim hizmetleri ağırlıklı olarak uzaktan eğitimle sürdürüldü.

 

Uzaktan eğitimde gerekli cihazlara ve internete erişim, bakımverenlerin ev içi desteği, eğitim diline hakimiyet ve bireyselleşmiş eğitim gereksinimi gibi faktörler eğitime katılım ve etkin erişimin belirleyicileri oldu. İmkânlar çocuktan çocuğa büyük farklılıklar gösterdi. 

Eğitim Bilişim Ağı (EBA) kullanım verilerine göre, öğrencilerin %31’i bilgisayar ve %9’u tablet aracılığıyla uzaktan eğitime erişirken mobil cihaz kullananların oranı ise %60.

 

Türkiye Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim (SSDE) Projesi

Haziran 2020’de başlayan ve MEB ve Dünya Bankası işbirliğiyle gerçekleşen projenin ara raporu uzaktan eğitime dair önemli veriler sağlıyor:

  • Proje kapsamında yayımlanan ara rapora göre, 30 Haziran 2020’de eşzamanlı olarak 300.000 kullanıcı EBA sistemine giriş yapabiliyorken 29 Mart 2021’de kapasite 860.000 eşzamanlı kullanıcıya yükseltildi. 
  • Proje başlangıcında uzaktan eğitim altyapısıyla aynı anda 25.000 çevrimiçi sınıf ders yapabiliyorken 29 Mart 2021 itibarıyla bu sayı 255.000’e çıktı.
  • Haziran 2020 verilerine göre en yoksul %20’lik kesimdeki ailelere mensup çocukların çevrimiçi eğitime erişim oranı sadece %14’tür. SSDE Projesi’yle bu oranın 2021 sonuna kadar %20’ye, proje tamamlandığında ise %30’a çıkarılması hedefleniyor.
  • 29 Mart 2021 itibarıyla haftada bir saatten fazla EBA platformunu kullanan öğrencilerin oranı %66. Bu oran, 30 Haziran 2020’de %26’ydı.

 

Araştırmalar, okulların uzun süre kapalı kalmasının öğrencilerin duygu durumunu olumsuz etkilediğini gösteriyor. 

Salgın döneminin çocuklar üzerine etkisini inceleyen bir rapor, okulları 1-4 hafta arasında kapanan öğrencilerin %62’sinin olumsuz duygularının arttığını belirtirken okulları 17-19 hafta arasında kapanan öğrencilerde ise bu oran %96’ya yükseliyor. Dolayısıyla salgın döneminde eğitime erişim ve ortaya çıkan ihtiyaçlar değerlendirilirken öğrencilerin düzenlemeleri nasıl deneyimlediğinin odağa alınması önem taşıyor. *

*Wagner, E. (2021). Building forward better: How the global community must act now to secure children’s learning in crises. Save the Children International. Ekim 2021, https://resourcecentre.savethechildren.net/pdf/build-forward-better.pdf/ 

 

Salgın çocukların eğitime erişimini nasıl etkiledi?

2020-21’de ortaöğretim hariç tüm kademelerde net okullulaşma oranları bir önceki yıla göre düştü. Önceki yıla göre en büyük fark okul öncesi eğitimde net okullulaşma oranlarında.

 

Salgının bakım, çocuk koruma ve eğitim sistemlerinde yarattığı kriz, özellikle erken çocukluk dönemindeki çocukları olumsuz şekilde etkiledi.

 

Çocuğun gelişimi için kritik bir dönem olan 0-3 yaş grubuna yönelik kurumsal erken çocukluk eğitimi (EÇE) hizmeti yok denilecek kadar az. Var olan hizmetlerin niteliği yetersiz bulunuyor ve yüksek ücretler nedeniyle bu hizmetlere toplumun sınırlı bir kesimi erişebiliyor. Bu yaş grubuna yönelik erken çocukluk eğitimi programlarının hazırlanması ve bu programların özellikle daha kırılgan gruplar için yaygınlaştırılması önemli. 

2020-21 eğitim-öğretim yılında okulöncesi eğitimdeki öğrenci sayısı %32,9 azaldı. 5 yaşta ise okulöncesi eğitim net okullulaşma oranı %71,2’den %56,9’a düştü.

 

Okul Öncesi Net Okullulaşma Oranları ve Toplam Öğrenci Sayısı

 

Kaynak: 2019-20’ye kadar olan yıllara ait veriler (Ergün ve Arık, 2020) kaynağından, 2020-21 yılına ait bilgiler MEB (2021b) kaynağından alındı.

 

Toplum Temelli Kurumlar

Türkiye’de okulöncesi eğitim hizmetleri MEB’e bağlı olan ve olmayan, özel ve resmi farklı kurumlar tarafından sunuluyor. Okulöncesi eğitimdeki kurumlara ilişkin değerlendirme yapılırken “toplum temelli kurumlar”a özellikle dikkat çekmek gerekiyor. 

‘’Toplum temelli kurumlar’’, “Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı 4-6 yaş kurslar, belediyelerce açılan kreşler, derneklerce açılan kreşler”i kapsıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından sağlanan Kur’an kursu eğitiminin sunduğu eğitimin müfredatı ve modeli, okulöncesi eğitim kapsamında değerlendirilmesi için gerekli koşulları sağlamıyor. Bu kurslarda görevli kişiler için okulöncesi öğretmenliği yapmak için gerekli olan, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı’nca saptanmış yükseköğretim kriterlerini sağlama yükümlülüğü de yoktur.

Bu kurslarda sunulan hizmetlerin çocuğun din veya inanç özgürlüğünü de içerecek biçimde çocuk hakları norm standartları ile ulusal mevzuat göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi ve bu hizmetlerin çocuklara etkilerine yönelik izleme ve değerlendirme çalışmalarının yapılması ihtiyacı da sürüyor.

 

Salgında edinilen deneyimler ve gelecekte yaşanması öngörülen krizler, eğitimin dönüşerek her öğrenci için her koşulda erişilebilir ve kapsayıcı hâle gelmesinin önemini özel önlem ihtiyacı duyan çocuklar bakımından daha da belirginleştirdi. 

 

Eğitim İzleme Raporu 2021: Öğrenciler ve Eğitime Erişim dosyasında Eğitime Erişimi İçin Özel Önlem Gereken Çocuklar başlığı altında bu gruplardan bir kısmı için değerlendirme yapıldı.

 

*Özel Eğitim Desteğine İhtiyacı Olan Çocuklar

*Mülteci Çocuklar

*Çalışan Çocuklar

*Köy Okulları

*Ceza İnfaz Sisteminde Çocuklar

*Korunma İhtiyacı Olan Çocuklar

*Azınlık Okulları

 

2020-21 eğitim-öğretim yılının özel eğitim istatistikleri, salgının özel eğitim ihtiyacı olan çocukların eğitime katılmasına ve eğitimde kalmasına olumsuz etkisini gösteriyor. 

 

Özel eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrenci sayısı 2020-21’de geriledi. Aradaki fark sayısal olarak sadece 10 olsa da özel eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrenci sayısının uzun yıllardır artış eğiliminde olduğu ve özel eğitim hizmetlerine ihtiyaç duyan toplam çocuk sayısının bilinmediği unutulmamalıdır.

 

 2016’da tüm dünyada çalışan çocuk sayısı 151.600.000 iken bu sayı 2020 yılında 160.000.000’a yükseldi.

 

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) tarafından dört yıl aralıklarla toplanan veriler, gelecek açısından karamsar bir tablo sergiliyor ve dünya çapında 2000 yılından bu yana ilk kez çocuk işçiliğinin arttığını ortaya koyuyor. 

 

Okul çağındaki Suriyeli çocukların 2019-20’de %63,3 olan okullulaşma oranı 2020-21’de %64,4’e ulaştı. 

 

Suriyeli öğrencilerin ortaöğretimdeki okullulaşma oranları diğer kademelere göre daha düşük seyrediyor. Okula kayıtlı olmayan Suriyeli çocukların sayısı ise 425.666.

 

Geçici Koruma Altındaki Çocuk Sayısı ve Okullulaşma Oranı

 

Ekonomik destek programlarının Suriyeli çocukların okullulaşma oranlarının artmasında etkili olduğu belirtiliyor. Sosyal Uyum Yardımı programı yararlanıcısı ailelerin 6-17 yaş arasındaki çocuklarının okul dışında kalma oranı %13,7 iken program kapsamında olmayan mülteci ailelerin çocuklarında bu oran %36,2. 

Mülteci çocuklara dair düzenli veriler Suriyeli çocuklarla sınırlı. Bu nedenle Suriye dışındaki ülkelerden gelen mülteci çocukların eğitime erişim durumlarının izlenmesindeki zorluklar devam ediyor. 

 

 

Kaynak: Tunca, E., Kesbiç, K. ve Gencer, E., G. (2021). Eğitim izleme raporu 2021: Öğrenciler ve eğitime erişim. Eğitim Reformu Girişimi

https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2021-ogrenciler-ve-egitime-erisim/


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)