adscode

ERG Raporu Yayında: Öğrenciler Ve Eğitime Erişim!

Eğitim İzleme Raporu 2020: Öğrenciler ve Eğitime Erişim dosyasında öğrencilerin eğitime erişimine ilişkin güncel veriler değerlendiriliyor...

ERG Raporu Yayında: Öğrenciler Ve Eğitime Erişim!
Eğitim

Eğitim İzleme Raporu 2020: Öğrenciler ve Eğitime Erişim dosyasında öğrencilerin eğitime erişimine ilişkin güncel veriler değerlendiriliyor, eğitime erişimin yaşanan acil durumlardan nasıl etkilendiği ve bunlara karşı ne tür önlemler alındığı tartışılıyor. Eğitime erişimi artırmaya yönelik hedefler ve uygulamalar değerlendiriliyor. Ayrıca, eğitime erişimi için özel önlem gereken çocuklara yönelik çalışmalardan bulgulara yer veriliyor.

Tüm öğrencilerin eğitim ve öğretime erişiminin sağlanabilmesi ve katılımının sürdürülebilmesi için bütünleşik politikalarla uygulamalara ihtiyaç duyuluyor.


COVID-19 salgını, Türkiye’de ve dünyada eğitim sistemlerinin kırılganlığını ve tüm çocukların eğitim hakkının güvence altında olmadığını daha görünür kıldı. Eğitime erişimdeki eşitsizlikler, alınan tüm tedbirlere ve uygulamalara rağmen özel önlem gereken çocuklar için derinleşti. Eğitim hakkının güvence altında olmasına yönelik riskler önümüzdeki yıllarda azalacak gibi görünmüyor. Bilim insanları, iklim krizine karşı acil harekete geçilmez ve tüm sistemler (eğitim, gıda, ulaşım, sağlık, kentleşme, vb.) krizi önleyici ve krize dayanıklı hale getirilmezse içinde bulunduğumuz salgın benzeri süreçleri tekrar tekrar ve her seferinde çok daha şiddetli yaşayacağımızı söylüyorlar. Uzmanlar, eğitim tasarımının acil durumları öngörerek yeniden kurgulanmasını öneriyorlar.


COVID-19 salgını eğitime erişimi nasıl etkiliyor?
Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yürüttüğü ve geliştirdiği erişim uygulamalarına karşın içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitime dahi erişemeyen, erişme imkânı olsa bile yine içinde bulunduğu koşullar nedeniyle uzaktan eğitim araçlarını etkin izleyemeyen öğrenciler oldu. Bu süreçte öğrenciler arasındaki “dijital uçurum” var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirme riskini artırdı.

Dijital Uçurum
Farklı sosyo-ekonomik düzeydeki bireylerin ve toplulukların bilgi iletişim teknolojilerine erişimde ve kullanımında yaşadığı eşitsizliktir. Dijital uçurumu diğer eşitsizliklerden ayıran, bu uçurumun mevcut eşitsizlikleri daha da derinleştirebilme potansiyelidir.

“COVID-19 salgını sırasında uzaktan eğitim ile güvenli bir eğitim sağlamak ve bu durumdan güçlü bir şekilde çıkmak için Türkiye’nin eğitim sektörünü desteklemeyi hedefleyen” Türkiye Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim (SSDE) Projesi Dünya Bankası finansmanıyla gerçekleştiriliyor.

Proje kapsamında hazırlanan raporda MEB tarafından hazırlanan “Eşitlik Analizi” çalışmasına da değinilerek bu çalışmadan kritik bazı bulgulara yer veriliyor:

Bağlantı, cihazlara erişim ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) online sistemine erişim konusunda farklı yoksulluk seviyeleri arasında büyük farklılıklar bulunmakta.

Kaynağa bağlı olarak hanelerin erişimi %68 ile %88 arasında değişmesine rağmen internet erişimi okul çağındaki çocukların bulunduğu yoksul hanelerde hâlâ düşük (%39) ve 3 veya daha fazla çocuğun bulunduğu hanelerde ise daha da düşük.

Sonuçlar bölgesel yoksulluk dilimlerine göre incelendiğinde EBA’ya erişim seviyelerinde eşitsizlik bulunduğu görülmekte.

Buna ek olarak özellikle büyük ve/veya düşük gelirli ailelerde bulunan kız öğrencilerinden daha fazla ev işi yapması beklendiğinden kız öğrenciler erkek öğrencilere kıyasla daha fazla dezavantajlı olabilir.

Suriyeli öğrenciler salgından nasıl etkileniyor?
Salgın nedeniyle uzaktan eğitim sürecinin başlaması, özel önlem gerektiren diğer toplumsal gruplar gibi geçici koruma altındaki Suriyeli öğrencilerin de eğitime erişimlerini ve eğitimlerini sürdürmelerini zorlaştırdı. Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği’nin (SGDD-ASAM) Mayıs 2020’de yayımladığı COVID-19 Salgınının Türkiye’de Mülteciler Üzerindeki Etkilerinin Sektörel Analizi başlıklı rapora göre, mültecilerle yürütülen çalışmaya katılan öğrencilerin neredeyse yarısı (%48) uzaktan eğitimden faydalanamadığını belirtiyor. Small Projects Istanbul, Sulukule Gönüllüleri Derneği, Tarlabaşı Toplum Merkezi, Başak Kültür ve Sanat Vakfı işbirliğinde yürütülen ve Mayıs 2020’de ön raporları yayımlanan COVID-19 Sürecinde İstanbul’un Farklı Yerleşimlerinde Çocukların Haklarına Erişimi Araştırması’nın Mülteci Çocuklardan Deneyimler başlıklı raporunda, EBA üzerinden yürütülen eğitim çalışmalarına erişimde çeşitli engellerle karşılaşıldığını ortaya koyuyor. Sunulan içeriklerin ve EBA uygulamalarının Türkçe olmasının, Türkçe bilmeyen Suriyeli ebeveynlerin ve dolayısıyla öğrencilerin erişimini zorlaştırdığı belirtiliyor. Bunun yanı sıra öğrencilerin internet bağlantısının bulunmaması ve bilgisayar, tablet gibi dijital araçların yetersizliği de uzaktan eğitim sürecinde karşılaşılan zorluklar arasında sıralanıyor.

Okulöncesi eğitime erişimde artış
Türkiye’de özellikle son yıllarda erken çocukluk yıllarının (0-8 yaş) bir bölümünü kapsayan okulöncesi dönemde (3-6 yaş) eğitim alan öğrenci sayısı ve okullulaşma oranlarında önemli bir artış yaşandı. Erişimin artışı kadar önemli bir konu da, okulöncesi eğitim hizmetlerinden hangi çocukların yararlandığı. Nitelikli erken çocukluk eğitimi hizmetlerine katılım, olumsuz koşullar altında yaşayan çocukların sosyoekonomik durumlarından bağımsız olarak eğitim yaşamlarına akranlarıyla eşit düzeyde başlama olanaklarını da artırıyor. Özellikle toplumun “dezavantajlı” nüfusunu hedef alan bu müdahaleler toplumsal eşitsizlikleri ve eşitsizliklerin kuşaklar arası geçişini azaltmada büyük rol oynuyor.


Eğitime katılımın önemli bir göstergesi, çocuğun okula düzenli bir biçimde devam etmesi
İlkokul kademesinde net okullulaşma oranı önceki eğitim-öğretim yılında %91,9 iken 2019-20’de %93,6’ya yükseldi. 2019-20 eğitim-öğretim yılında ortaokulda net okullulaşma oranı %95,9. Net okullulaşma oranlarındaki gelişme sevindirici olmakla birlikte yeterli değil. Okullulaşma verileri tek başına çocuğun eğitim sistemine gelişimine katkıda bulunacak şekilde katıldığının göstergesi değil. COVID-19 salgınının okullulaşmaya ve devamsızlığa etkilerinin henüz bilinmediği göz önünde bulundurularak eğitime erişim ve devamsızlık verilerinin 6 aydan daha sık aralıklarla izlenmesi okuldan kopma riskinin azaltılması bakımından oldukça kritik.


Eğitimden erken ayrılma
Eğitime erişim düzeyinin önemli göstergelerinden biri eğitimden erken ayrılma oranı. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin, 2020 itibarıyla eğitimden erken ayrılma oranının %10’un altında olması hedefi bulunuyor. Eğitimden, zorunlu eğitim kapsamına giren 12 yıldan önce ayrılmış olan 18-24 yaşındaki bireylerin oranında 2007’den bu yana görülen azalma eğilimi devam etti. Türkiye için 2018 yılında %31,2 olan oran 2019 yılında %28,9 olarak kaydedildi. AB ülkelerinde ise bu oran %10,9 oldu. Türkiye’de eğitimden erken ayrılma oranı erkekler için 2018’de %30,6, 2019’da %29,0; kadınlar içinse 2018’de %31,8, 2019’da %28,8.

Açıköğretimde eğitime erişim
2012 yılından bu yana eğitimin zorunlu olduğu 12 yılın son 4 yılında öğrenciler yaygın eğitime devam etme seçeneğine sahipler. Ortaöğretimdeki öğrencilerin %24,2’si açıköğretim lisesinde öğrenim görüyor. 2019-20’de açıköğretim liselerinde kayıtlı olan toplam öğrenci sayısı 2018-19’a göre %2,1 oranında azalarak 1.361.167 oldu. Türkiye’de örgün eğitim çağındaki 14-17 yaş çocukların %4,9’u açıköğretim liselerine kayıtlı. Bu oran, 2018-19’a göre 0,03 yüzde puan azaldı. Açıköğretim liselerine kayıtlı olan 14-17 yaş grubu çocukların %56,3’ü oğlan, %43,7’si ise kız.


Kaynak: 2004-2012 yıllarına ait oranlar TÜİK tarafından yayımlanan Hanehalkı İşgücü Anketi verilerinden yararlanılarak hesaplandı. 2013-2020 yıllarına ait oranlar, MEB tarafından ERG ile paylaşılan veriler kullanılarak ERG tarafından hesaplandı. 2019-20 eğitim-öğretim yılına ait oran birinci döneme ilişkin veriler kullanılarak hesaplandı.

Ortaöğretim kademesinde özel eğitim hizmetlerinden yararlananların sayısı düşük
Özel eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrencilere ilişkin MEB istatistiklerine bakıldığında ortaöğretim kademesine kadar bir artış olduğu, ancak ortaöğretime geçişle birlikte öğrenci sayısının azaldığı dikkat çekiyor. Özel eğitim hizmetlerinden yararlanan öğrenci sayısının kademe yükseldikçe azalması, geçtiğimiz yıllarda da karşımıza çıkan bir olgu. Bu durum, özel gereksinimli öğrencilerin eğitimlerini sürdürebilmesi ve eğitim süreçlerinin dışında kalmaması için özel önlemlere ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor. Oğlan çocukların eğitime erişiminin kız çocuklarından fazla olması, özel gereksinimli çocuklara yönelik özel önlemlerin kız çocukların eğitimini sürdürebilmesini de kapsayacak şekilde planlanması gerektiğini gösteriyor.

Örgün Eğitimde Özel Eğitim Hizmetlerinden Yararlanan Öğrenci Sayısı, 2019-20


Çocuk İşgücü Anketi sonuçlarına göre çalışan çocukların %34,3’ü okula devam etmiyor
2017 yılında yayımlanan Çocuk İşçiliği ile Mücadele Ulusal Programı 2017-2023 setine göre, alana ilişkin güncel veri eksikliğinin giderilmesi için Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından en son 2012 yılında sonuçları paylaşılan Çocuk İşgücü Anketi’nin tekrarlanması planlanıyordu. Mart 2020’de TÜİK tarafından paylaşılan Çocuk İşgücü Anketi sonuçları, 5-17 yaş aralığında çalışan çocuk sayısının 720.000 olduğunu; çalışan çocuk sayısının 5-11 yaş aralığında 32.000, 12-14 yaş aralığında 114.000 olduğunu ve 15-17 yaş aralığında ise 574.000 olduğunu gösteriyor.


Ergün, M. ve Arık, B. M. (2020).
Eğitim izleme raporu 2020: Öğrenciler ve eğitime erişim.
Eğitim Reformu Girişimi.
https://www.egitimreformugirisimi.org/egitim-izleme-raporu-2020-ogrenciler-ve-egitime-erisim/


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :


Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)