adscode

Türkiye’de Üniversite Eğitimi Nereye Gidiyor?

Son yıllarda kurulan çok sayıda üniversite bünyesinde açılan bölümlerin çoğunda eğitim-öğretim sorunları olduğu görülüyor.

Türkiye’de Üniversite Eğitimi Nereye Gidiyor?
Konuk Yazar
Güncelleme : 07-Feb-20 08:44

56 yıldır aktif çalışmalar yapan bir akademisyen ve içmimar-tasarımcı olarak amacım, başta içmimarlık olmak üzere Türkiye'de eğitiminin günümüzdeki durumunu kurumlar, programlar, eğitim ilkeleri bazındaki değerlendirmelerimle; doğru ve yanlışları irdeleyerek, kaygılandığım konular çerçevesinde dile getirmektir. Son yıllarda öğretime açılan pek çok bölümün eğitim kadrosu ve içeriği ile öğrenci ve mezunlarının genel mesleki bilgi düzeyleri üzerine gözlemlerimi “mesleki, insani ve akademik” bilincimle açıklamayı önemli bir görev sayıyorum. Zira söz konusu bölümlerin; eğitim kapsamı, programları ve gereklilikleri konusunda araştırma ve hazırlıkların yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.

 

 

İçmimarlık kapsamında ele aldığım ancak akademinin genelinde ulaşılan bu durumun sebeplerini öğrencilere, ailelere, eğiticilere, yöneticilere ve tüm yetkililere doğru ve yanlışlarıyla, maddeler halinde ele alarak açıklamak isterim.

 

 

1-) Öncelikle, üniversitelerin en önemli kuruluş kriteri olan öğretim kadrolarının oluşturulması sırasında büyük yanlışlıklar, tutarsızlıklar olduğu gerçektir. Kadro oluşturulurken; eğitimde uzmanlık alanlarının liyakatları nasıl ve neye göre, hangi kıstaslar dikkate alınarak belirlendiği anlaşılamayan bireylerle yola çıkılmaktadır. Örneğin içmimarlık bölümlerinde çoğunlukla akademisyen mimarlar başta olmak üzere, serbest çalışan içmimarlar ve mimarlar ile “derleme kadrolaşmaların” oluşturulduğu gerçektir. “Mimarlık ve İçmimarlık” birbirine yakın, birbirini tamamlayan ve destekleyen alanlar olmasına rağmen, buluştukları noktada sınır ve etik değerler korunarak ayrı kalmalıdır. Ancak bu gibi doğrular dikkate alınmadan; kişisel görüşlerle, kadro doldurmak için öğretim elemanı görevlendirmeleriyle,  ekonomik düşünce ve parasal kaygılarla, ek kazanç talepleriyle yanlış ve haksız yollarla öğretim yapıldığı anlaşılmaktadır.

 

 

2-) Bazı eğitim kurumlarında sadece lisans eğitimi bilgileri ile yetinerek, içmimarlık bölümlerinin tasarım eğitiminde görevlendirildiğinin örnekleri de çokça bulunmaktadır. Bu örneklerde lisans mezuniyetinden sonra, salt piyasa çalışmalarını ya da yurtdışında yaptığı araştırmaları tecrübe olarak gösteren, yüksek lisans dahi yapmamış kişilerin öğretim üyeliği deneyimi ve nosyonu yeterli değildir.

 

 

 

3-) Bir diğer sorun ise öğrencilerin “bölüm isimlerine aldanarak” örneğin salt içmimarlık ismine kapılarak tercih yapmasıdır. İçmimarlık; çalışma alanının ismindeki çekiciliğe dayanarak talep gören, geçerli bir meslekken; kazanç bağlamında, geniş uygulama alanıyla öne çıkıyor. Dahası, öğrenciler, içmimarlığa eğitimin kolay olduğu gibi yanlış düşünce ve yorumlarla, yetenek ölçülerini dikkate almadan, ne kadar başarılı olabileceklerini bilemeden başvurmaktalar. Aynı sorun  tasarım odaklı pek çok bölümde gözlenmektedir.

 

 

4-)Ne yazık ki eğitim kurumları da büyük ölçüde ticari kazanç sağlamak amaç ve kaygısı içinde çok sayıda öğrenci kontenjanı açmaktadır. Sonuç olarak çok sayıda içmimar adayının, yeterli bilgi kazanma şansının zor olduğu üniversitelerden nasıl mezun oldukları ve meslek hayatına nasıl girecekleri sorgulanmalıdır.

 

 

5-)Açılan her yeni eğitim kurumundaki bölümlerde; programlar, ders kapsam ve içerikleri çok farklı planlanıp uygulanmaktadır. Dolayısıyla, mezun öğrencilerin bilgi birikimi de değişmektedir İyi ve doğru eğitim alan öğrenciler ile yetersiz eğitim alan (aynı zamanda istemeden ve eğitime keyfi olarak katıldığı gözlemlenen) -duyumlara göre toleransla mezun olan- pek çok öğrencinin, takip eden çalışma yaşamında da olumsuz izlenimlere sebep olduğu gerçektir. Örneğin iş yaşamında, tam donanımlı bir eğitim alamamış içmimarların yaptığı yanlışlar, işverenlerce de olumsuz görüşlerle karşılanırken, işten çıkarılmaya dolayısıyla çok yönlü ekonomik zararlara sebep olmaktadır.

 

 

 

Bu durumlar içmimarlık mesleğinin;

  • Amaç ve ilkelerinin kaybolmasına,
  • Değer ve anlamının sorgulanmasına,
  • Yerli-yersiz, olumsuz yorum ve eleştirilerin odağı olduğuna ve olacağına,
  • Sonuçta bir nevi “meslek enflasyonu” oluşturarak, hem ekonomik-parasal, hem sosyal-kültürel hem de psikolojik sorunları da beraberinde getirdiğine,
  • Hatta “yozlaşmaya” kadar giden bir sürece girdiğine işaret etmektedir.

 

 

 

Örnek olarak içmimarlık mesleği ve eğitimini ele aldığımız, çoğunlukla çalışma yaşamında “yeterli donanımı olan mezun eksikliğinin” beraberinde getirdiği sosyal ve ekonomik sorunlar, öğrencilerini doğru kriterler ve evrensel değerlerle yetiştirmeye çalışan kurumlardaki eğitimleri de olumsuz etkilemektedir. Böylece, doğru ve gerçekçi eğitim vermeye çalışan kurum sayısı giderek azalırken, ticari amaçla açılarak yazımızda belirtilen yanlışlarla sürdürülen kurumların yakından ve irdelenerek izlenmesi şart görülmektedir.

 

 

Not: Ne yazık ki tüm bunlara rağmen, yeni kurum ve bölüm açılışlarının hızla devam ettiği gözlemlenmektedir.

 

 

Her yeni açılan üniversitenin doğru eğitim sağlayabilmesi için özellikle;

  • Alanında uzman kadrolar ve sayısal yeterlilik,
  • Gerekli donanım,
  • Doğru işleyiş ve eğitim planlaması,
  • Gerekli istihdam araştırması (ülkenin mesleklere olan sayısal gereksinim istatistikleri),
  • Öğrenci kabulünde sanatsal yeterlilik ve yetenek ölçümü,
  • Öğrenci kontenjanı,
  • İncelikli düşünülerek tasarlanmış, içeriği sağlam eğitim programları şart olduğu gibi eğitimin amaç ve içeriği daha sıklıkla ve dikkatlice denetimden geç

 

 

 

Sonuç olarak, yüksek eğitimdeki öncelikli konumuz olan, insana yaşam bilinci kazandıran içmimarlık mesleğinin, tam donanımlı üniversitelerin varlığı ile ülkemiz adına ve evrensel olarak yetkin meslek elemanları yetiştirileceğine inancım, mesleğe ve eğitime olan sevgim nedeniyle; aynı zamanda konuyu bir akademisyen duyarlılığı içinde ele alıp açıklamış olduğumun kabulü dileğimdir.

 

 

Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İçmimarlık Bölümü, (Emekli, Sözleşmeli) Öğretim Üyesi

Prof. Dr. Nurten UNANSAL


Emoji ile tepki ver!

Bu Haberi Paylaş :

Etiketler :

Benzer Haberler
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)