adscode

ÜNİVERSİTELERDE BOŞ KONTENJANI ÖNLEMENİN YOLU, PAS TUTMAYA YÜZ TUTMUŞ BÖLÜMLERİN KALICI OLARAK PARLATILMASIDIR

Her sene üniversite tercihleri yapılıyor, ancak ne yazık ki onlarca kontenjan boş kalıyor. Ek yerleştirme ya da baraj puanı düşürmek gibi seçenekler yerine, artık daha net çözümler gerekmiyor mu?

ozkangogercin@mynet.com




Ülkemizde, 4 yıllık üniversiteler için 4 puan türü bulunuyor. Ve her puan türü bünyesinde, onlarca meslek barındırıyor. Ancak, başarılı öğrencilerin seçimi ise, sadece belli meslekler ile sınırlı kalıyor. Mesela bir sayısal mezunu için, tıp, diş hekimliği, eczacılık üst sıralarda tercih edilirken, bir eşit ağırlık mezununun gözdesi ise, öncelikle hukuk ya da sınıf öğretmenliği oluyor. Bununla birlikte, bir sözel bölümü mezununun öncelikli tercihi, özel eğitim öğretmenliği, okul öncesi ve türkçe öğretmenliği olurken, dil mezunlarının ise İngilizce öğretmenliği, mütercim tercümanlık ve de İngiliz dili edebiyatı öncelikleri tercihleri oluyor.

Bu saydığım meslekler dışında, bir çok meslek ise tercih sıralarının çok altında kalıyor. Hatta son zamanlarda psikoloji ve psikolojik danışma ve rehberlik bölümlerinin bir çok üniversitede 100 bin başarı sırası altına düşmesi, hem çok üzücü, hem de çok düşündürücü. Psikoloji gibi, özellikle yurt dışında çok el üstünde tutulan bir mesleğin, ülkemizde bir meslek yasası bile olmaması, bu tablonun oluşmasının da bir sebebi olabilir.

Üniversite adayları ile görüştüğümde, çoğunun meslek seçimlerini, çevrenin baskısı ve özellikle de düşündüğü bölümün atama durumunun belirlediği aşikar. Birçoğu üniversite sonrası haklı olarak garanti iş istiyor ama ülkemizde ne yazık ki atamaya her bölüm için kontenjan verilemiyor. Örneğin, fizyoterapi ve rehabilitasyon gibi önemli bir bölüm, atamaları sınırlı diye, ne yazık ki tercihlerde eski önemini yitiriyor ve tercih sıralamalarında geri plana itiliyor. Aynı durum ne yazık ki, fen bilgisi öğretmenliği için de geçerli.

Ya yıllardır açık bırakmaya yüz tutmuş bazı bölümleri ve hala her sene öğrenci almaya devam etmesine ne demeli? Özellikle bir çok üniversite de, iktisat-işletme ve de jeoloji-maden ve hatta son zamanlarda gıda mühendisliği de bölümü doldurmamaya başladı. Bunlar benim şu an için aklıma gelenler, ancak kılavuzu incelesem daha bir çok bölüm sayabilirim.

İşte, artık bu noktada, artık bir çok bölümün revize edilme yani yenilenme zamanı gelmedi mi? Günümüz çağında sadece genel bölüm mezunu olmak yeterli olmuyor. Ancak herkes de üzerine yüksek lisans da yapamıyor. O yüzden, paslanmaya yüz tutmuş birçok bölümü, daha spesifik yani özel bir bölüm haline getirip, tercih edilebilirlik ihtimalini arttırmanın zamanı gelmedi mi? Geldi de hatta geçiyor bile.

Öğrenciler tercihte bulunurken, o bölümün ismi bile onu heyecanladırmalı ve merak uyandırmalı. Ve tabii ki geleceğine dair bir umut vermeli. Her bölüm mezuniyeti sonrası, devlete atanma konusu bu kadar ağır basmamalı. Bir öğrenci, okuduğu alandan hem keyif almalı, hem oldukça geliştirmeli ve mezuniyet sonrasında ise kendisine sınırlar koymamalı. Hemen hemen her sektör de iş bulan ve aranan bir insan olmalı.

Mesela, ben Sabancı Üniversitesi’nin modelini her zaman takdir etmişimdir. İlk yıl ortak müfredat, ondan sonra üniversite bünyesinde istediği meslek seçimi. Bu çok ama çok güzel bir sistem. Böylelikle, hem olası baştan yanlış bir tercihin önüne geçilmek ile birlikte, üniversite adaptasyonu da öncelikli sağlanmış oluyor. Bence, Türkiye’deki bir çok üniversitede bu sistem uygulanmalı. Öğrenci asıl neyi okuyacağına üniversite havasını soluyarak karara bağlamalı.

Bu konu üzerinde, daha söylenecek çok söz var ama, önemli olan icraate geçebilmek. O da bu konuda yetkin merci olan YÖK ve ÖSYM’nin elinde. Bilmiyorum bu yazım ne derece okunur ya da dikkate alınır ama, dilerim çok geçmeden bu yönde ciddi adımlar atılır.

Tüm üniversite ve bölümlerinin her zaman hak ettiği değeri alması ve hak edilen değeri de vermesi dileğiyle…


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)