adscode

adscode
adscode

adscode
adscode

21.YY’ da Ebeveynlerin Öjenik Çocuk Projesi; Süper Çocuk

Çocuk eğitimi her çağda ebeveynler için önemli bir husus olmuştur. Zira çocuklar gelecek nesillerin temelidir. Ebeveynler öncelikle çocuklarının sonra da toplumun geleceği konusunda güven duygusuna sahip olabilmek için haklı olarak çocuk eğitimine önem veriyor.

vedatdemirr@hotmail.com

Çocuk eğitimi de haliyle değişen toplumsal koşullardan etkilenmekte ve çağın gereklerine uygun eğitim anlayışını da üretmektedir. Bu gayet doğal bir süreçtir. Toplumların yaşama dair anlayışları da değişen siyasal, kültürel ve ekonomik koşullara göre şekillenmektedir. Bu eğitim anlayışında da aynen geçerlidir. Tüm zamanlar boyunca çocuk yetiştirme tarzı da kendini yenileyerek dönemin koşullarına göre şekil almıştır. Ancak burada üzerinde durmak istediğim konu 21. Yüzyılda ebeveynlerin çocuk yetiştirme anlayışının tüm zamanların en marjinal yetiştirme tarzı olduğudur.

Tarihin belli zaman dilimlerinde seçkinci anlayışa sahip bireyler, kimi zaman yönetimleri altındaki insanları, kimi zaman da çocuklarını üstün özelliklere sahip olacak şekilde yetiştirmeye çalışmıştır. 19.YY’ da   Sir Fransis Galton tarafından ortaya atılan hastalıklı, zayıf, homoseksüel, engelli genlere sahip olanların elenmesi ve sağlıklı genlere sahip bireylerin tıpkı bitki ve  hayvanlarda olduğu gibi kontrol altına alınarak çiftleştirilmesi ile üstün insan ırkının oluşturulabileceği anlayışına dayanan  öjeni projesi, 20.YY’da başlarında kimi toplumlarca da kabul görmüştür. ABD, İtalya, Almanya gibi pek çok ülkede farklı şekillerde hayata geçirilmiştir.¹ Devlet kimlerin üreyip, kimlerin üremeyeceğine karar vererek, en uygun genetik kombinasyonların oluşturulması ve "üstün insan ırkının" yaratılması amaçlıyordu. ³  Aslında bu düşüncenin kökleri, çok daha eskilere Antik Yunan'a kadar gidiyor. “Üstün insan ırkı” yaratma düşüncesi tam anlamıyla bir savaş ve şiddet devleti olan Saparta’da, sağlıklı ve güçlü doğan erkek çocuklar savaşçı yetiştirilmek üzere eğitime alınırken, sağlıksız bebekler dağlarda ölüme terk ediliyordu.²

Öjeni uygulamaları Arap cahiliye döneminde de benzer şekilde görülüyordu. Kız çocuklarının bir utanç vesilesi olarak görülmesi ve diri diri toprağa gömülmesi de öjeni olarak görülebilen bir uygulamaydı. Öte yandan yine Arap cahilliye adetlerinden birinde de kadın âdetinden temizlendikten sonra kocası ona "şu adama git ve ondan hamile kal" derdi. Kadın istenilen adamla beraber olduktan sonra kocası hamileliği belli oluncaya kadar ona yaklaşmazdı. Sonra yaklaşabilirdi. Bunu zeki ve güçlü bir çocuğa sahip olmak için yaparlardı.⁴ Yakın tarihte bile öjeni ile ilgili birçok dizi, sinema filmi çekilmiş, roman ve hikâyeler yazılmıştır. Süperman, Kaptan Amerika, Hulk, Örümcek Adam, Ironman vb. süper kahramanlar ile ilgili filmler ve hikâyeler hepimizin malumu olan üstün insan projesinin en masum örnekleridir.

İster öjeni ile olsun, ister Arap cahilliye adetleri gibi sapkın düşünce ürünü uygulamalar olsun seçkinci güce sahip olmak isteyenlerin kendisi ile övünebileceği bir çocuğa veya tebaaya sahip olma dürtüsünün birer örneğidir.

Öjenik Uygarlık Çağında Çocuk Eğitimi

20.YY’dan bu yana dünyada yaşanan bilimsel ve teknolojik gelişmeler bireyleri tarihte hiç olmadığı kadar etkisi altına almış ve megalomanlarını yetiştirmiştir. Devlet adamlarından tutun da bilim adamlarına hatta tek tek bireylere kadar mutlak güç ve hâkimiyet kazanma hırsı birçoğumuzu farklı ölçülerde çepeçevre kuşatmıştır. Bu bakımdan birey ön plana çıkmış. Her bir birey, benzersiz ve ayrıcalıklı olma düşüncesiyle üstünlük kurma çabasına girerken öjenik uygarlığın hayatımıza yerleşmesine farkında olmadan katkı sağlıyor.

Çocuklar, her geçen gün aileler ve toplum için çok daha değerli hale geliyor. Bu minvalde ebeveynler de değişen toplumsal koşullara binaen çocuklarını tüm zorlu yaşam mücadelesine karşı yetiştirmek adına tarihte hiç olmadığı kadar çocuklarının eğitimi için efor sarf etmeye başlıyor. Bazı ebeveynler adeta laboratuvar ortamında çocuk yetiştirmeye çalışıyor. Çocukların eğitimini o kadar çok abartarak ileriye gidiyoruz ki farkında olmadan öjenik tutum geliştirmeye başlıyoruz. tarih boyunca Değişik şekillerde uygulanan üstün ırk ve insan oluşturma projeleri 21.YY ebeveynlerini anlaşılan farklı bir formda etkisi altına almış durumda… En bilinen örneği ile Hitler’in Üstün Alman ırkı oluşturma tutkusu gibi üstün evlat yetiştirme anlayışı her gecen gün artmaktadır.

Öte yandan özel okullar da değişen bu çocuk ve eğitim anlayışını bir pazarlama fırsatı olarak değerlendirmekte ve zengin fiziksel imkanlar sunarak ailelerin bu konudaki öjenik hassasiyetine çanak tutmaktadır.

 

Sosyal öğrenme ve etkileşim modeli önemli…

Burada dikkati bir noktaya çekmek isterim ki tarih boyunca hangi eğitim anlayışı uygulanırsa uygulansın okullar kadar sosyal ortamın da eğitimde çok büyük bir yeri var. Çocuğu nasıl ve nerde eğitirseniz eğitin o çocuğun eğitimden alacağı içinde yetiştiği toplumun eğitim seviyesi kadardır. Toplum yaşantısı sosyal etki prensibi gereğince iyi eğitimli olanları da hiç eğitim almamış olanları da potasında eriterek toplumun ortalama eğitim seviyesine dengelemektedir. Fizik kuralı gereği sıcak ve soğuk nesneler arasındaki ısı alışverişi gibi… Ne kadar soğuk bir çay kaşığınız varsa da o kaşığı çay bardağına koyduğunuzda çay ile ısı alışverişine girecek ve soğukluğunu çayın sıcaklığı ile kaybedecektir. Dolayısı ile Öjeni projesi gibi üstün insan ırkı yaratmak için yapılan çalışmalara benzer bir şekilde bizde çocuklarımızı süper çocuk olarak yetiştirmeye çalışıyoruz.

Darvin, bile geliştirdiği evrim teorisinde açıkladığı doğal seçilim yasasından yola çıkarak öjeni fikrini ortaya atan kuzeni Galton’a şiddetle karşı çıkmıştır. Bu fikrini doğal yaşamın kanunlarına ters düştüğü,  hastalıklı ve sakat olanları ayıklayarak sağlıklı ve güçlü genlere sahip bireylerin çocuk yapmasına izin vermenin etik olmadığı gerekçesiyle eleştirmiştir. 

Şimdi soruyorum, ebeveynler de çocuk eğitimini abartarak Galton’un düşüncelerine benzer şekilde çocukların her şeyini planlayıp, programlayıp ne yiyip içeceğinden tutun da hangi okula nereye gideceğine, kiminle arkadaşlık edip kiminle konuşacağına, hangi sanatla uğraşıp hangi enstrümanı çalacağına ve hangi sporu yapacağına karar vermiyor mu?

Anasınıfına bile başlamadan bazı ailelerin evde çocuklarına okuma yazma ve dört işlem öğrettiklerine tanık oldum. Yine anaokulu tercihi bile yapılırken bazı ebeveynlerin yabancı dil, çeşitli spor ve sanat dallarını öğreten okullar için yarışa girdiği aşikâr. Tecrübe ile sabit ki çocuğunuzu ne şekilde yetiştirirseniz yetiştirin çocuk toplumdan izole seçilmişlerin olduğu bir yerde yaşamıyor. Sonuçta herkesin birlikte yaşadığı dünyada ve sosyal ortamda yaşama devam ediyor. Önceden kazandırılan bu kazanımların çoğu sosyal çevrede karşılığını bulmadığından sönmeye ve unutulmaya başlıyor.

Yani sonuç olarak bireysel anlamda öjenik anne baba tutumundan vazgeçmeli toplumsal anlamda bilgi, beceri ve kültür düzeyini yükseltecek bir eğitim anlayışına sahip olmalıyız ki gerçek anlamda çocuklarımıza sağlıklı bir eğitim ve gelecek hazırlayalım. Öjenik uygulamaların hiçbiri başarıya ulaşmamış ve tarihe bir kara leke olarak geçmiştir. Dolayısı ile bireysel, seçkinci, ayrıcalıklı, toplumdan soyutlanmış ve bencilane çocuk yetiştirme anlayışından zayıfların ve akranlarının da birlikte çıtayı yükseltebilecekleri bir eğitim anlayışına doğru yol almanın çok daha doğru bir yol olacağını düşünüyorum.

Kaynakça:

1-https://onedio.com/haber/ojenik-bilim-tarihinin-en-vahsi-ve-karanlik-sayfasi-597401

2-http://www.felsefetasi.org/ojenik-hareketi-ustun-insan-irki-yaratmak/

3-https://onedio.com/haber/ojenik-bilim-tarihinin-en-vahsi-ve-karanlik-sayfasi-597401

4-http://www.enfal.de/itarih01.htm


Emoji ile tepki ver!

Bu Yazıyı Paylaş :

Etiketler :
    0 Yorum
  • Yorumu Gönder
  • Diğer Yorumlar (0)